Uyarı!

İnsana Davet'de bulunan reklamlar, her bir kullanıcı için farklı şekilde çıkmaktadır. Görünen reklamlar tarafımızca belirlenmiyor.

Düzenli olarak reklam iyileştirmesi yapıyor, bu konuda hassasiyetimizi belirtmek istiyoruz.

21 Ocak 2019 Pazartesi

KUDDÜS


Her eksiklikten münezzeh
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Göklerde ve yerde olanların tümü, Melik; Kuddüs, Aziz; Hâkim olan Allah'ı tesbih eder." (Cuma,1)
"O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Melik'tir; Kuddüs' tür; Selam’dır, Mümin’dir; Müheymin’dir, Aziz'dir; Cebbar’dır, Mütekebbir ‘dir. Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok yücedir." (Haşr, 23)
O, zatına yakışmayan her şeyden münezzeh, bütün vasıflarda en mükemmel, tahdid ve tasvire sığmayan, öğülmeye layık kemal, fazilet ve güzellik sıfatları kendinde olandır.
Kuddüs ismi çok temiz ve çok pak manasına geliyor. O'nda hiçbir noksanlık bulmak mümkün değildir. Kullar hata yapma sıfatına haizdir. Fakat Mevla ise hata yapmaktan münezzehtir. Çirkin şeylerden uzaktır ve insanlarda beliren bütün beşerî sıfatlardan münezzehtir.
Allah'ın son derece aciz olarak yarattığı insanlar hata yapar, unutur, yanılır, gaflete düşerler. Aynı zamanda hem bedeni hem ruhi yönden son derece eksiklik ve acz içindedirler. Ömürleri boyunca bedenlerine bakmak, yaşayabilmek için ona sürekli ihtimam göstermek zorundadırlar. Bedenlerini biraz fazla çalıştırsalar, birkaç gün uykusuz, bir gün susuz bıraksalar son derece aciz bir duruma düşmüş olurlar. Ancak her şeyin Yaratıcısı ve 'en güzel isimlerin sahibi' olan Allah elbette tüm eksikliklerden münezzehtir.
Müslüman daima Allah'ı yüceltmeli ve O'nu her türlü noksanlıktan tenzih etmelidir. Sonra da bütün haramlardan, mekruhlardan, şüpheli şeylerden ve yararsız mubahlardan kendisini arındırıp temizlemeli ve Mevla'sına ibadet etmekle meşgul olmalıdır. Kendisi için yararlı olan ilimleri öğrenmeye ve güzel ahlaki davranışlar kazanmaya çalışmalıdır. Beden ve ruhu arındırmanın yolu, Allah'ı tanımak ve yararlı ilimler öğrenip onunla amel etmektir.
Havas ve Esrarı
1.) Bir kimse El-Kuddüs ism-i şerifini her gün 100 kere "Ya Kuddüs Celle Celalühü" diye okusa o kimsenin gönlü kederlerden arınmış ve paklanmış olur.
2.) Şehvetin giderilmesi, kalbin ve ahlakın düzelmesi için "Ya Kuddüs Celle Celalühü" diye 170 defa okunup dua edilir.
3.) Kim yukarıdaki kelimeleri Cuma namazından sonra bir ekmek parçası üzerine yazar, sonra bu ekmeği yerse; Allahü Teala hazretleri ibadetlerde futuhat verir. Afetlerden selamet bulur.
4.) Kim El-Kuddüs ism-i şerifini her gün halvete çekilip bin kere "Ya Kuddüs Celle Celalühü" diye okursa; Allahü Teala hazretleri onun işlerini düzene sokar, alemde ona güç ve kuvvet verir.

DEVAMINI OKUYAYIM

19 Ocak 2019 Cumartesi

AYAKLARI YERE BASAN MÜSLÜMAN OLABİLMEK


Dünya fani, fakat ne zaman öleceğimizi bilmiyoruz. Uzun ömürlü de olabiliriz, bir saat sonra ölebiliriz de... Mademki ne zaman öleceğimizi bilmiyoruz, öyleyse ölünceye kadar kimseye muhtaç olmamak için çalışmak zorundayız. Ayrıca helal kazanç ibadettir. Bu ibadetten gelen sevapları almak için çalışıyoruz. İnsanı cennete götürecek en önemli ibadetler, parada, malda, makamda Müslüman'ca yaşamaktır. Hadis-i şerifte buyruluyor ki: "Doğru tüccar şehitlerle haşrolacak." Her Müslüman şehit olmak ister. Bunun da en kısa ve kansız olan yolu, doğru tüccar olmaktır. Zekât vermek farzdır. Zekât ibadetinin sevabına nail olmak için zekât verecek kadar malın olması lazım... Bunun için çalışacağız.

"Eskiler 'Bir lokma bir hırka' demişler; adeta fakirliği yüceltmişler, sanki dünyayı terk etmişler." deniyor. Peygamberimiz ve sahabenin hayatından anladığımıza göre Müslümanlar para kazanacak fakat bencillikten kurtulacak; akrabalarına, komşularına, milletine yardımcı olmaya çalışacak... Bilhassa gerçekten zengin olan dindarların bu meseledeki sorumluluğu daha büyük! "Devlet, ülkenin kalkınmasında gerekeni yapamıyor!" demek yerine, kolları sıvayıp İslamî hizmetlerin, adam yetiştirmenin peşini kovalayacak... Meyveli ağaçlar meyvesini yemiyor, başkasına ikram ediyor. Yıllar önce alim, arif bir şahsa sormuştum; "Hocam, mü'minle kâfirin tarifini yapar mısınız?" İki dizinin üzerinde doğruldu, "Evladım, ben beni düşünür, sen de seni düşünürsen, olur gâvurluk... Ben seni düşünür, sen de beni düşünürsen, olur Müslümanlık." dedi...

"Bir lokma bir hırka" düşüncesi Osmanlı İmparatorluğu gibi bir cihan imparatorluğunun içinde olabilir. Binlerce insan milleti, devleti en üst noktaya taşırken bazı şahıslar da fakir bir hayatı tercih edebilir. Fakat Müslümanların geri kaldığı zamanda bu hayatı tercih etmek ve savunmak ihanet olur. Dünya herkese terakki dünyası, bize tedenni dünyası olamaz. Müslüman ülkelerin genel durumuna bakarsak, imanın sadece kalplerde kaldığını, zahire çıkmadığını görürüz. Çabalarımız ibadete dönüşmeli. Karganın ağzından düşen cevizi yeşerten Allah, elbette ki bizim çabalarımızı da boşa çıkarmayacaktır...

"Başkası ne yapıyor?" demeden önce, "Ben ne yapacağım?" demelidir. İnsanın insana üstünlüğü yoktur; insanları başarıya götüren, meziyet ve prensiplerdir.

Ben ne yapacağım, sorusuna dört prensiple cevap buldum:
1) Maddi olarak kimseye muhtaç olmayacak duruma gelmek
2) İlmimi artırmak
3) Kimseyi tenkit etmemek
4) Borçlanmamak

Hayatımın kalitesini böylece artırdığımı söyleyebilirim... 

Yazan: Hekimoğlu İsmail

DEVAMINI OKUYAYIM

18 Ocak 2019 Cuma

İNSANA DAVET 5 YAŞINDA MÜBAREK OLA!

"Yeni bir gün doğuyor"
....Bismillah...

Bugün, bambaşka bir gün bizim için…
18.01.2014 tarihinde başlamış olduğumuz İnsana Davet serüvenimiz tam bugün 5 yaşında…
5 yıllık çalışmalarımız, dolu dolu geçti diyemeyiz. Çünkü, 2016 tarihinde ara vermiştim ancak 2018 aralık ayında tekrar düzenli bir şekilde yazılarımızı yayınlamaya başladık. Sadece cuma günü yazı yazmak yerine, diğer günleri de değerlendirmek istedik…

Pazartesi; Esma’ül Hüsna yani Allahu Teâlâ’nın 99 isminin, her hafta bir tanesini, anlamı, havas ve esrarı ile birlikte paylaşıyoruz. Ne paylaştık diye bakmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.
Salı; Tarihimizde gururlanacağımız, düşünüp, anlayabileceğimiz hikayeler veya olaylar paylaşıyoruz. Ne paylaştık diye bakmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Çarşamba; Herhangi bir konu hakkında ki bulduğumuz ayetleri paylaşıyoruz. Ne paylaştık diye bakmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Perşembe; Aynı şekilde herhangi bir konu hakkında ki bulduğumuz hadisleri paylaşıyoruz. Ne paylaştık diye bakmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Cuma; İnsana Davet yazısı, yani bizim yazdığımız yazıyı sizlere ulaştırmaya çalışıyoruz. Ne paylaştık diye bakmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Cumartesi; Kişisel gelişim konusu üzerine okuduğum, hoşuma iden yazıları paylaşıyoruz. Burada ki kişisel gelişim konuları normal konulardan biraz farklı olabilir. İnsanın özünün nasıl gelişmesi gerektiği ile ilgili yazılar mevcuttur… Ne paylaştık diye bakmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Zaman ne çabuk geçiyor haberimiz yok. Sevdiğim birisi demişti ki: “Bir senenin kıymetini sınıfta kalan bilir. Bir ayın kıymetini erken doğuran kadın, bir haftanın kıymetini dergi çıkartan, bir günün kıymetini teskere bekleyen asker, bir saatin kıymetini sevgilisini uğurlamak üzere peronda oturan bilir. Bir dakikanın kıymetini uçağını kaçıran, bir saniyenin kıymetini ölümden son anda kurtulan, bir salisenin kıymetini gümüş madalya alan bilir.”

Zamanımızı iyi değerlendirelim. Zaman kuş misali uçuyor… Evet 5 yıldır blog yazarlığı yaparken çok iyi insanlar tanıdım. Çok iyi blog siteleri gördüm, bazıları bıraktı. Bazıları son gaz devam etmeye çalışıyor. Yazının sonunda takip ettiğim blog sitelerini de yazmak isterim.
İyi ki kitaplar var, iyi ki yazıyoruz, iyi ki düşünebiliyoruz… Şükürler olsun… Fazla konuşmaya hacet yok… Allaha emanet olun… Selam ve Dua ile…

Blog arkadaşlarımın blog sitelerini aşağıda ki linklerde bulabilirsiniz. Yazmayı unuttuğum arkadaşlar olabilir, bunun için rica ederiz yanlış anlamanızı istemem. Blog adresimde kimi takip ediyorsam zaten sevdiğim için takip ediyorumdur. Birkaçını sadece buraya yazmak isteriz… 


http://kitap-iktibas.blogspot.com/
https://sadevederin.blogspot.com/
https://www.kiremithanem.com/
http://tariflimutfak.blogspot.com/
http://peygamberiminizinden.blogspot.com/
https://engincilekci.blogspot.com/
https://yusuf-sezgin.blogspot.com/
https://ertugrul-yildirim.blogspot.com/
https://www.rehitu.com/
https://www.sosyalmedyakafe.com/
https://aylakeditor.blogspot.com/
https://www.filmgundemi.com/
http://imanpowerbloog.blogspot.com/
https://fatihpinarca.blogspot.com/
https://www.istanbulefendisi.com/
https://www.dertlidostum.com/
https://beydaninkitapligi.blogspot.com/
https://yasamdanyazilar.blogspot.com/
https://beytullah-poyraz.blogspot.com/
https://arifozturkk.blogspot.com/
https://duvartakvimi.blogspot.com/
https://haneilal.blogspot.com/
http://bulutgolgesi.blogspot.com/
https://gunesebakarken.blogspot.com/
http://metebilge.blogspot.com/
https://dikkatcekiyorum.blogspot.com/
http://yinebirgunbizboyle.blogspot.com/
https://yasamadairar.blogspot.com/
http://tarifdunyam.blogspot.com/
https://okumayagel.blogspot.com/
https://kucukbirhanim.blogspot.com/
http://kitaplarimolmadanasla.blogspot.com/
https://kitaplarakacanlar.blogspot.com/
https://istiridyeavcisi.blogspot.com/
https://incidennotlar.blogspot.com/
https://www.eceevren.com/
DEVAMINI OKUYAYIM

17 Ocak 2019 Perşembe

ALÇAK GÖNÜLLÜ OLMA


İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Allah Teâla hazretleri buyurdular ki: "Büyüklük benim ridamdır, azamet de benim izarımdır. Kim, bunlardan birinde benimle iddialaşmaya kalkarsa, onu cehenıneme atarım."
Ebu Sa'îdi'l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim Allah Teâla hazretlerinin rızası için bir derece tevazu izhar eder (alçak gönüllü) olursa, Allah, onu bu sebeple, bir derece yükseltir. Kim de Allah'a bir derece kibirde bulunursa, Allah da onu bu sebeple bir derece alçaltır, böylece onu esfel-i safilîne (aşağıların aşağısına) atar."
Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Medine ehlinden bir cariye bile Resülullah aleyhissalatu vesselâm'ın elinden tutardı ve Aleyhissalatu vesselâm elini onun elinden çekmezdi de, cariye ihtiyacı için, O'nu Medine'nin istediği semtine çeker götürürdü. (Resülullah tevazu gösterir, itiraz etmezdi)."

DEVAMINI OKUYAYIM

16 Ocak 2019 Çarşamba

ADAK


Her neyi nafaka olarak infak eder ve adak olarak neyi adarsanız, muhakkak Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur. (2/270)
Hani İmran'ın karısı: "Rabbim, karnımda olanı 'her türlü bağımlılıktan özgürlüğe kavuşturulmuş olarak' Sana adadım, benden kabul et. Şüphesiz işiten, bilen Sensin Sen" demişti. (3/35)
Artık ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer herhangi bir beşer görecek olursan, de ki: "Ben Rahman'a oruç adadım bugün hiç kimseyle konuşmayacağım. (19/26)
Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler. Beyt-i Atik'i tavaf etsinler. (22/29)
Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar. (76/7)

DEVAMINI OKUYAYIM

15 Ocak 2019 Salı

ABDESTSİZ NÖBET TUTMAM


Sultan İkinci Abdülhamid Han zamanında, Sarayda gece gündüz nöbet tutan hassa askerleri vardı. Bu nöbetçilerin geleneksel olarak geceleyin bir seslenişleri yankılanırdı etrafta:
- Kimdir o?
- Kim var orda?..
Hiç kimse yoktur ama onlar sanki birilerini görüyormuş gibi, belli aralıklarla hep seslenirlermiş... Böylece devamlı uyanık durduklarını ve vazife başında olduklarını duyururlarmış. Ayrıca bu askerler her saat başı nöbeti başka arkadaşlarına devrederlermiş. Bir gece, yine nöbet yerinden sesler duyar Padişah:
- Kimdir o?
- Kim var orda?..
Aradan 1 saat geçmesine rağmen, yine aynı ses bağırır:
- Kimdir o?
- Kimdir var orda?..
Padişah'ın dikkatini çeker. Bu ses, bir saat geçtiği halde değişmemiştir. Halbuki her saat başı nöbetçi değişmelidir. Bir müddet bekler ve tekrar sese dikkat kesilir. Hayret, ses önceki sestir. Nöbetçi niçin değişmemiştir? Sultan Abdülhamid Han, hemen ilgilileri çağırtır ve durumu öğrenmek istediğini söyler. Çünkü kendisine karşı düzenlenmiş müthiş bir bombalı suikasttan kıl payı kurtulmuştur. Ve bu olay daha çok yenidir. Acaba yine bir Ermeni oyunu mu tezgâhlanıyor?
Biraz sonra saatinde değişmeyen nöbetçi, Padişah'ın huzurundadır. Heyecan ve korku ile yüzü yerde beklemektedir. Padişah sorar:
- Sen kaç saattir nöbettesin?
- Bir buçuk saate yaklaştı, Hünkârım.
- Niçin saat başında vazifeni devretmedin?
- Hünkârım, benden sonraki arkadaş rica etti, onun yerine de nöbet tutuyorum.
- Niçin? Neden usulü çiğniyorsun?
O yiğit Mehmetçik utançla indirir mübarek başını. Ürkekliği iyice artar, söylemek istemez. Fakat Padişah'ın ısrarı üzerine şöyle konuşur:
- Padişah'ım, benden sonraki nöbetçi ihtilâm olmuş. "Ben bu halde iken Halife-i Müslimîn'in korunmasında vazife alamam. N'olur, sen benim yerime de nöbet tut, sonra da ben senin yerine tutarım" dedi. Ben de kabul ettim.
Mehmetçiğin bu inceliği Sultan Abdülhamid Han'ın çok hoşuna gider. Sabahleyin hemen gusülsüz nöbet tutmayan askeri huzuruna getirtir. Geceki davranışından duyduğu memnuniyetini ifade eder.

DEVAMINI OKUYAYIM