...BOLLUK İÇİNDE BEREKETSİZLİK....

Tüm şehir bizim de olsa, bir gün o şehir bizim elimiz de bile olmayacak
...Hırs Bereketsizliği...
Bolluk kelimesi birçok manaya gelebilir ama biz daha çok nefsanî bolluk konusunun üzerine düşmek istedik. Nefsanî bolluk, para olan yerde nefsin ve şeytanın kul üzerinde isteğinin çok olması ve istekler gerçekleşirse bereketin hiç olmaması beklenir. Bereketin Arapçası bolluktur ama şükür olmayan yerde bolluk olur mu? Olayı şöyle anlatmak gerekirse bu aralar bazı kişiler de bolluk var ama bereket yok; bazı kişiler de ise bolluk yok bereket var. Bolluk olan yerde bereket olmaz mı diyeceksiniz. Görüldüğü üzere olmuyor, bazı kişiler sadece para kazanmak istiyorlar. Çünkü para kazanınca her şeyi elde edeceğini zannediyorlar. “Aileme, en güzel, en kaliteli şeyleri almak için para kazanmam lazım” diyor bazı kişiler… Dikkat ederseniz bazı kişiler diyorum, çünkü bu bazı kişiler para kazanmak için çalıştığı gibi cennete gitmek için öyle çalışmıyor… Niye çalışmıyor peki? Onu da şöyle açıklayayım; bolluk olan yerde biraz önce dediğim gibi şeytan da, neftse orda olur, zaten hep yanımızda olan şeytan ve nefs bakar ki kul da para çok daha çok vesvese verir bizlere. Şeytan ve nefs ile inanılmaz bir mücadele başlar aramız da… Çoğu kez bu mücadele de şeytan ve nefsin galibiyetiyle sonuçlanır ama bazı kişiler ise devamlı şeytan ve nefs ile mücadelesinde yenilmemek için çok büyük bir mücadele verir. Bu mücadele eden kişi aklını kalbini vicdanını dinler daima, şeytan ve nefste kahrolur. Bu mücadele eden kişi her aklını, vicdanını dinlediği zaman zekatını da verir, sadakasını da… Böylelikle ne olur hem parasını kazanır hem de Allaha kulluğunu layıkıyla yapmaya çalışır… Çoğu kez bolluğu bulan kişi sapkınlığa uğrar ve bu sapkınlığa uğrayan kişinin çocuğunu ele alacak olursak; o çocuk babasından veya annesinden devamlı bir şeyler ister. “Baba bilgisayar al, anne telefon al, baba tabletim yok…” babası da annesi de devamlı “tamam canım oğlum, tamam canım kızım” derler… Hep tamam, tamam, tamam, nereye kadar gidebilir ki böyle. Daha doğrusu neden böyle gitsin ki neden her şey yolunda, her şey İslami boyutta gitmesin ki. Bu nasıl sağlanabilir ki diyeceksiniz… Tek cevap ve Kuran-ı Kerim’in inen ilk ayeti “oku” tek cevap bu devamlı okumak devamlı yenilenmek tabi ki İslami boyutta yenilenmek… Gelelim yine şu bolluk içinde yaşayan kişinin çocuğuna. Çocuğu, annesi ve babası veya büyükleri İslami boyutta bilgiler vermezse ve çocuk devamlı bolluk içinde yaşayacak olursa aynen şöyle olur ki; o çocuğu yolda görüp sorsan dini inancın ney diye? Çocuk şu cevabı verir; müslümanım. Onun ardından desek ki Müslümanlık nasıl bir şey, görevleri nelerdir desek. Gelecek olan tek cevap "ben ne bileyim ki" olacaktır… Ama bazı çocuklar var ki ailesinden bir şey öğrenmemiş olsa bile İslamiyeti kitaplardan veya iyi edineceği arkadaşlarından öğrenir ama bunlar istisna… İstisnalar kaideleri bozmaz… Bunların hepsinden kurtuluş basit daha önceden de dediğimiz gibi “okumak”… Hani başta da demiştim ya bazı kişilerde de bolluk yok bereket var. O da şöyle bir şey; inançlı birisi her ne olursa olsun şükreder, ister bolluk olsun ister olmasın ve bu sebeple çok bereketli bir insan olur… Ve son olarak inanç seviyesi düşük ve bolluk içinde yaşayan bir insanın, bir anda elinden parası, malı, mülkü hepsini kaybetse olacak olan iki şey var. Birincisi isyan eder Allaha ve bu zaten dinden çıkmaktadır. İkincisine gelince insan kendisinin Azraili olur nasıl mı olur? Adam uçurumun kenarına yavaş yavaş yaklaşır ve birden atlar, pat! Kafa, göz, gövde, bacak hepsi parçalanır kendisine emanet olunan cana zararın en büyüğünü verir. Ve bu da dinden çıkmaktır… İnsan kendisinin Azraili olur mu? İşte böyle olur… Bolluğu b ulunca sapıtmadan şükretmek lazım…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder