...RIZÂ-İ İLAHİ...


Attığımız her adım da kulun değil sadece,
Allah'ın rızasını düşünmemiz gerek...  
   Yaptığımız her işi rızâ-i ilahi için yani Allah rızası için yapmamız lazım, kulun rızası için değil…
   Güzel bir yemek yaptığımızda illa ki yemeği yiyenlerden bir teşekkür bekleriz. Hani “Ellerinize sağlık veya harika olmuş yemekler” gibi iltifatlar, bunların söylenmesi bizleri onurlandırır. Çünkü yaptığımızın karşılığında bir ödül bekleriz.
   Bu sadece yemek için değil, şöyle ki; bir tiyatro oyunundan sonra çalışmalarımızın karşılığın da teşekkür niteliğinde bizlere plaket verilmesi çok hoşumuza gider. Yani illa ki yaptığımız her işin sonucunda hem kuldan hem de Allah’tan ödül bekliyoruz. Sadece Allah rızası için yemek yapıyorum veya Allah rızası için tiyatro sergiledik desek bile ilk önce kuldan bekliyoruz ödülümüzü…
   Ve kuldan bize bir ödül gelmez ise bu sefer niye bizi ödüllendirmedi meselesi ortaya çıkıyor. Belki de çoğu kez gıybet ediyoruz o kişilerin hakkında, ama yine de “Allah rızası için yaptık olsun ödülümüzü vermesinler Allah bizi elbet ödüllendirir.” diyoruz ama aklımızdan hala aynı düşünceler geçiyor: “ÖDÜLÜMÜZÜ NEDEN VERMEDİLER” düşüncesi…
   İnsaf ya insaf, Hem “Allah rızası diyoruz” hem de, “Kulun da ödülü olsaydı iyi olurdu.” diyoruz. Bir karar vermemiz gerek ama samimiyet çerçevesi için de, yani ağzımızın söylediği başka, aklımızın düşündüğü başka olmayacak…
   Şunu demek istiyorum; kuldan illa ki ödül beklemeyeceğiz, yani ödül olmayınca o kişilere karşı kin, nefret duygusu beslemeyeceğiz. Rızâ-i ilahi için yapıyorsak bu gibi olumsuz tavırların olmaması gerek.
   Bize denilecek iltifatlar veya verilecek ödüller bizleri gerçekten onurlandırır ve gururlandırır. Verilmediği takdirde de onurlanmamız ve gururlanmamız gerek, çünkü biliriz ki Yüce Allah(c.c) bizleri elbet cennetiyle ödüllendirecektir, tabi hakiki Müslüman olursak, gerçekten Allaha kulluğumuz da samimi olursak, işte o zaman inşallah bu ödül bizim olacaktır…
   Yüce Allah(c.c) bizi cennetiyle ödüllendirecek, bundan daha büyük ödül olabilir mi, mümkün mü?
   Bir atasözümüz der ki: “İyilik yap denize at, balık bilmez ise Halik bilir.” yani Allah bilir.( Cümlede ki Halik yaratıcı demek Esma-ül Hüsna’da da geçer, Allah’ın 99 isminden bir tanesidir.)
   Ama biz gerçekten iyiliği denize atıp “balık bilmese de olur.” diyor muyuz yoksa balığın bilmesi şart mı diyoruz?
   Bazı kişiler vardır ki; sofra da yemekleri hazırlayan kişiye “ellerine sağlık” demeyi unutur veya demek istemez insanlık hali…
   Biz işte bu durumlar da moral bozukluğu yaşamamamız lazım eğer sadece rızâ-i ilahi için yapıyorsak, ama illa o kişiden “ellerine sağlık” iltifatını beklersek ve o kişiden de bir iltifat gelmez ise moral bozukluğu da olur, o kişinin arkasından gıybet etme de olur, yani olur da olur…

                                                                          Neyin derdindeyiz acaba,

                                                        Zaten en sonunda ödüllen-dirileceğiz…

10 yorum:

  1. son kelime hoş ALLAH RAZI OLSUN... (artık benim gibi bir balıkta biliyor :) )

    YanıtlaSil
  2. Zaten en sonunda ...dirileceğiz…

    YanıtlaSil
  3. Evliyaullahtan bazı zatlar hep kendilerini eleştiren kişilerle dostluk kurarlarmış. Kendilerini öven kişilerden uzak dururlarmış.

    Yemek demişken aklıma şu geldi. İsmini hatırlayamadığımdan yanlış yazmamak için isim vermeyeceğim. O zat, misafir olarak gittiği yerlerde yemeğe bir kusur bulurmuş ki (mesela tuzu az olmuş gibi) ev sahibinde kendini beğenmişlik gibi bir hal ortaya çıkmasın diye.

    Fakat yapılan işlerde bazen insanların onayını ve beğenisini almak; o işe daha çok sarılmayı sağlıyor. Bu bir gerçek. Hayır işi bile olsa buna ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü her iş insanlarla birlikte dönüyor.

    YanıtlaSil
  4. Sıkıntı tam da orda işte beğeni almak güzel bir şey ama beğeni gelmeyince hemen kin, nefret kaplıyor bizleri....

    YanıtlaSil
  5. Hüznün Bedeli22 Nisan 2014 17:12


    Güneş gibi ol şefkatte,merhamette.
    Gece gibi ol ayıpları örtmekte.
    Akarsu gibi ol keremde,cömertlikte.
    Ölü gibi ol öfkede,asabiyette.
    Toprak gibi ol tevazuda,mahviyette.
    Ya olduğun gibi görün,ya göründüğün gibi ol.

    Mevlana Celaleddin Rumi

    YanıtlaSil
  6. Hüznün Bedeli22 Nisan 2014 17:13

    Ya inandığın gibi yaşarız. Ya da yaşadığımız gibi inanırız... Hazreti Ömer Faruk

    YanıtlaSil
  7. Değerli yorumlarınız için teşekkür ederim...Allah razı olsun...

    YanıtlaSil
  8. Şu dünyadaki sadece görüntü, geçici bir döngü. Bu döngü içinde boşuna beklememeli teşekkürü övgüyü çünkü nasıl olsa iyi olan kazanacak o müthiş ödülü.

    YanıtlaSil
  9. Doğru söze ne denir denecek bir yazı olmuş yüreğine sağlık

    YanıtlaSil