...SIKINTILI HAYALLER...


Önyargı, kara bulutlar gibidir,
Bir anda bulutsuz ortamı,
KARA BULUTLARLA kaplar...
    İnsanoğlu’nun çok geniş düşüncelere sahip bir hayal dünyası var. Bizler bu hayal gücümüzü bazen kötüye kullanıyoruz. Önyargı bir nevi hüküm vermektir kendi hayalin de yani. Şöyle ki: İki arkadaşım ile başımızdan bir olay geçti. Üçümüz cuma namazındayken, imam hutbenin sonunda yaklaşık her camii de olduğu gibi camii inşaatı için para toplandığını söyledi.
    Camiiden çıktıktan sonra bizim konuştuğumuz konu; imam hutbenin sonunda neden camii inşaatı için yardım istediğiydi. Biz şöyle düşünüyorduk; tam hutbe de namaz konusu anlatıldıktan sonra hemen yardım isteniyor bu manevi havayı bozuyordu bizim için, camii çıkışın da zaten sadaka kutusu var isteyen sadakasını verir, bunu hutbe de dile getirmeye gerek yok diye düşündük. Bu düşüncemizin yanlış olduğunu, bir anda ön yargı da bulunduğumuzu anladık ve bunları düşüneceğimize gideriz imam ile konuşuruz neden hutbenin sonunda camii inşaatları için yardım istendiğini sorarız diye karar aldık ve akşam ezanın da camiye gittik.
    Namazı kıldıktan sonra imam ile yalnız kaldığımız da aklımızda ki düşünceleri imama söyledik ve şu soruyu sorduk: Neden hutbe de bunu dile getiriyorsunuz? İmamın cevabı aynen şu oldu: Hutbe de bunu söylemezsek cemaatte ki bazı kişiler sadaka vermiyor dışarıda sadaka kutusu olduğu halde. Çünkü o bazı kişiler: “İmam yardım toplanacağını söylemedi oraya atmaya gerek yok.” diye düşünüyorlar. Bunları söylerken biz şaşırdık nasıl sadaka vermezler diye ama imam şaşkınlığımızı gördüğünde son cümle olarak “Böyle kişiler olduğu için bunları hutbe de söylemeye mecburuz.” Diyerek son noktayı koydu. Cevabımızı aldıktan sonra camiiden ayrıldık.
    İçimiz ferahlamıştı, çünkü önyargılı davranmıştık imam hakkında ister istemez. Neden hutbede bunları söylüyor ki diyorduk. Belki de bu konuşmalarımızın sonunda imam hakkında yanlış bir düşünce aklımız da yer edecekti “hutbenin tüm maneviyatını bozuyor” diyecektik imam hakkında ve hüküm vermiş olacaktık. Çok yanlış bir hüküm… Kuran-ı Kerim de Yusuf suresi 40.ayette: “Hüküm ancak Allahındır” buyruluyor. Biz yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’e rağmen Allaha rağmen böyle düşünceler içinde hüküm vermiş olacaktık. Ama cevabımızı aldıktan sonra hem önyargımız kırıldı, hem de imam hakkında ki düşüncelerimiz kötüleşmeden silindi. Yaşadığımız olay üzerine kendimize bir ders çıkarmıştık. Hiçbir şey hakkında ÖNYARGILI olmamak lazımdı.
    Önyargı, hayal kurmak gibi, olmuş veya olacak bir şeyi yorumluyoruz önyargılı hayal kurarak… En basit örnek daha vermek gerekirse; bir erkekle kızı yan yana gezerken görsek ve bu kişi tanımadığımız birisi bile olsa bazen bu kişiler hakkında şunları düşünüyoruz “millet sevgilisiyle havasını atıyor oh ne ala…” bunları söylediğimiz an zaten önyargı da bulunmuş oluyoruz. Bir de o kişilerin günahını almış oluyoruz. Belki o erkek, kızın ağabeyi… Bunları düşünmeden hemen önyargılı hayal kuran zekâmızla, kötü düşüncelere yer veriyoruz.
   Yine, Kuran-ı Kerim de Allah(c.c), ahzab suresi 58.ayette “Mümin erkekleri ve mümin kadınları yapmadıkları bir işten dolayı suçlayanlara gelince, onlar iftira atma suçu işlemiş ve böylece açık bir günaha girmiş olur.” buyuruyor. Söylediğimiz örneğe karşılık, ayet-i kerime de her şey anlaşılıyor…

                                                                  Her şey olacağına varır,

                                            Biz önyargılı hayallerimizi devreye sokmayalım…

2 yorum:

  1. anlatımınız çok güzel olmuş imamın cevap mı güzel olmuş :) biz insan oğlunun bir türlü vazgeçemediği ön yargı dır her şeye herkese nerede olursak olalım daha karışımızda ki insanı tanımadan ön yargıya geçeriz iyi yanları da oluyor yaptığımız hatanın farkına vara bilmekte ayrı bir güzellik emeklerine sağlık Furkan bey hoşgeldiniz bu arada :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş buldum, dediğiniz gibi eğer ders çıkarabilirsek ne mutlu bize... Yorumunuz için teşekkür ederim...

      Sil