...UYGULAMASIZ NASİHAT...

Nasihati uygulayandan, nasihat alınca,
Etkilenmemek elde değil....

   Bizler başkasına ettiğimiz nasihatleri çoğu kez kendimiz yapmıyoruz. Hep başkalarına nasihat etmekle meşgulüz ama kendimize gelince sadece o nasihatler lafta kalıyor icraata geçmiyoruz.
   Düşünsenize sigara içen bir baba çocuğuna, “sigara içme evladım” diye nasihat ediyor. Nasihat etmesi çok güzel çünkü çocuğa nasihat edilmesi babanın çocuğuna verdiği değeri gösterir ama söylediği nasihatleri uygulamıyorsa durum vahim o zaman…
   Âlimler bir nasihat edeceği zaman önce o nasihati kendisi yaparmış, nasihat edeceği kişiye söylediği şeyler etki oluştursun diye yoksa kendisi yapmadığı takdir de karşısında ki kişiye söyledikleri hiç dinlenilmez o zaman yani bir kulaktan bile girmez...
   Her söylediğimiz lafta kalırsa halimiz içler acısı olur. En basitinden kitaplar bizlere o kadar çok bilgi veriyor ki ama kendisi yapamıyor çünkü cansız ama bizler canlıyız söylediğimiz bilgileri yapmak elimizde buna rağmen kendi kendimize cansız muamelesi yapıyoruz. Bilgiyi verelim ama biz yapmasak da olur hesabı yani…
   Liseli iki tane erkek arkadaş dersten çıkınca okul bahçesinde aralarında nasihat eklentili sohbet geçiyor, birisi diyor ki: “Bizim tek sevdiğimiz olmalı o da evleneceğimiz kişi, kızlarla işimiz olmamalı. Kızlarla görüşmemiz sevgili olmamız haram yani günah işlemeyi ikimiz de istemeyiz öyle değil mi?” diyor. Öteki arkadaş ta: “Çok doğru söyledin Allah razı olsun, içimdeki vicdanımı canlandırdın yoksa nefsim bana; “sevgilin olsun, sevgilin olsun, sevgilin olsun…” diye devamlı dürtüyor, bunları demesen kötü yola doğru adım atabilirdik.” diyip sınıfa doğru gidiyorlar. Sınıfa girdiklerinde nasihat eden gencin ilk yaptığı iş kızların yanına gidip sohbete başlamak…
   Hayda daha demin nasihat ediyordu hani ne oldu da bir anda değişti düşünceleri hemen kızların yanına gitti. Bunu gören arkadaşı da hemen kızların yanına gitti, o da başladı sohbete, böylelikle sıfıra sıfır elde var sıfır hesabı oldu…
   Bahçede ki sohbet çok iyiydi, dışarıdan bakıldığında gıpta edilecek gençlerdi aralarında bu tür sohbet geçtiği için herkes nasihatlerin akla girdiğini zannediyordu ama nasihatler sadece havada uçuşuyormuş ve o kadar konuştukları hepsi boş laftan ibaretmiş…
   Bu yaşanmış bir olaydır kesinlikle, her lisede veya üniversitede böyle kişiler vardır. Dış görünüşü nasihatçi gençler ama içleri nefsin eline geçmiş boş laf konuşan gençler…
   Bir nasihat edeceğimiz zaman önce nefsimize o nasihati edeceğiz eğer kendimizde uygulayabiliyorsak ettiğimiz nasihati bizden mutlusu bizden sevinçlisi yoktur o an için ama bu sevincimiz devam edecek sadece o an için olmayacak devam etmesi için çalışacağız.
   Vicdanımızın galip gelmesi için nefsimizin mağlubiyeti için çalışacağız. Çalışacağız ki bizleri görenler bize gıpta edecekler ve bizden nasihat isteyecekler ve ettiğimiz nasihatler onları çok etkileyecek. Çünkü nasihati eden kişiler söyledikleri her nasihati yapmaya çalışıyorlar ve çalışmaya devam edecekler.
   Düşünürsek büyük bir nasihat zinciri olmamız imkânsız değil, herkes kendisinde uyguladığı nasihatleri başkasına anlatır, onlar da kendinde uygular başkalarına anlatır ve böylece büyük bir nasihat zinciri olabilme imkânımız olur.
   İlk başta kendimizi sonra başkalarını, çünkü ilk başta kendini düzeltemeyen başkasını düzeltemez…
   Demek istediğimiz sadece iyi yönde gelişmek ve değişmek, SEN değişirsen herkesinde değişme ihtimali olabilir…
   Bunu yapmaya çalış, çalışalım, çalışacağız…

                                   Herkes nasihat edebilir ama uygulayacak tek kişi vardır,
             Allah’tan korkan kişi yapılan nasihati de yaptığı nasihati de uygular…

                                     

21 yorum:

  1. Yüzde yüz katılıyorum sigara içen baba örneği çok yerinde, insan bir öğüt verecekse, nasihat edecekse o nasihatı vermeye layık olmalıdır yani kendisi de aynı nasihatı tutmalıdır ki, o nasihatı vermeye yüzü olsun di mi?:)

    Yalnız verdiğin diğer örnekte kafama takılan sorular oldu, mesela örnekti genç diyor ki, bizim tek sevdiğimiz kişi olmalı o da evleneceğimiz kız" (tam cümle aklımda kalmamış olabilir) iyi de şimdi evleneceği kızı seçmek için bir kız ile sohbet etmesi, tanışması, bir süre nişanlı olması, sinemaya, kafeye çay içmeye gitmeli ki, birbirlerini tanısınlar. Bu olmadan nasıl - bir - kızla evlenecek? Ha şu olabilir..görücü usulü, anası bir kız seçmiştir, bununla evleneceksin der, o da itiraz etmez kabul eder. Bana hiç mantıklı gelmedi. Aynısı kızlar için de geçerli evleneceği erkeği nasıl seçecek? Konuşmaz, tanışmaz, flört etmezse? Yani ya adam esrarkeşse? Ya huyları çok kötüyse, cimriyse, kıskançsa, psikopatsa, aptalsa, ukalaysa, gözü kızın ailesinin parasındaysa (kız zenginse), çapkınsa, içkiciyse....vs.

    selamlar





    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim... Lakin flört etmek dinimiz de yoktur bir kızla erkeğin aralarında dini nikah olmadan uzun süre beraber gezmeleri tozmaları haramdır, çünkü her an haram yola kayma ihtimalleri olabilir.Dediğim örneğin devamında erkek kızlar ile sohbet ediyor.Kızlar çoğul yani, o sebepten dolayı öyle yazdım.Biz eğer Müslüman isek bunlar kurallarımız haram yola girmemek için flört etmemiz doğru bulunmamış. İnşallah bir başka yazımızda sadece bu konu ile ilgili yazmak isterim tekrardan çok teşekkür ederim... Selam ve Dua ile...

      Sil
  2. Rica ederim, ne demek. Ama soruma cevap alamadım ben. Madem dinimizde bir kız ile bir erkeğin nikah olmadan gezip tozması haram, o zaman evlilikler nasıl olacak?
    Televizyondaki gibi 'paran var mı, evin var mı? Ay elektirk alamadım / aldım hadi evlenelim" öyle mi? (parası çoksa elektrik alıyorlar:))
    ben de teşekkür ediyorum selamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dinimiz görücü usulü evliliği doğru bulur, Peygamber efendimiz(s.a.v) bunun en güzel örneğidir. Hz. Hatice ile görücü usulü veya Hz.Aişe ile görücü usulü evlenmiştir.Dediğim gibi Allahın izniyle bu konu hakkında ayrıntılı bir şekilde yazmaya çalışacağım...

      Sil
  3. Tamam o halde yazını bekleyeceğim. Bu konu beni çok ilgilendiren bir konu...çünkü evlilikler aileyi aile de toplumun temelini teşkil ediyor, evlilik ne kadar mutlu, sağlıklı ise toplum da o kadar sağlıklı mutlu olur...görüyorsundur hep kadın cinayetleri, şiddet, ailede cinnet...her yıl yüzlerce kadın öldürülüyor...bunlar hep kötü evlilik neticesi....tabii ekonomik sıkıntılar da tuz biber ekiyor...ama Peygamberimizin ya da A kişisinin görücü usulüyle mutlu olması, herkesin o kadar talihli olacağını garantilemez:( kaç kişi günümüzde bu şekilde evlenmek ister ki?
    iyi geceler

    YanıtlaSil
  4. Eğer biz halimizi düzeltebilseydik; hiç nasihat etmeye de gerek kalmazdı.
    Eğer aklımız yerine kalbimizi daha çok kullansaydık; bize nasihat edilmesine de gerek kalmazdı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru yolu bildiğimiz halde o yoldan gitmediğimiz için nasihatler tufanına yakalanabiliriz...Çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için...Selam ve Dua ile...

      Sil
  5. Nasihat etmek için dediğin gibi önce sen yapmalısın ki karşındaki dinlesin.
    Yorumlara baktığım da görücü usulü evliliği savunuyorsun ve bu konuda saygı duyuyorum düşüncene kesinlikle herkes kendi istediği gibi evlilik yapmalı. Ben bir ömrü sevdiğim bir insanla geçirmek isterim eğer yoksa da öyle biri sırf evlenmek için görücü usulü evlenmem.
    Ama dediğim gibi evlenip mutlu bir olanlar yok mu? Var tabi ki ve düşüncene de kesinlikle saygı duyarım.
    Çok güzel ve anlamlı bir paylaşım olmuş.
    Yüreğine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim, sırf o konuyla ilgili yani evlilik konusu ile ilgili bir yazı yazacağım Allahın izniyle...Selam ve Dua ile...

      Sil
  6. Vaktin birinde bir aile varmış.Bir de bu ailenin bir evladı..Anne-baba,Çocuğun sürekli bal yemesinden şikayetçi imişler.Kime sordularsa o büyük zatı göstermişler:İmam-ı azam -r.a-
    Çocuğu alıp götürmüşler Büyük İmam'a.İmam aileye kırk sonra gelmelerini söylemiş ve onları göndermiş.Aile şaşkınlıkla geri dönmüş ve kırk gün sonra tekrar huzura gelmiş.
    İmam-ı Azam -r.a- çocuğu yanına çağırmış,başını okşamış ve ona "Bir daha bal yeme evladım" demiş.Çocuk cevaben " tamam" demiş.Aile şaşkın.Baba "Hocam bu söz için kırk gün beklettiniz.O zaman söyleseydiniz ya" deyince Büyük İmam "O zaman söyleseydim tesiri olmazdı.Zira ben her gün bir miktar bal yerim.kendim bal yerken başkasına 'yeme' desem tesiri olur mu hiç duamın.40 gün kendi nefsimi balla sınadım.bilirim ki vücuda giren her lokma can olur,kan olur ve vücuttan tam olarak tasfiyesi kırk gün sürer.

    Nitekim böyle olur.Çocuk bundan sonra bal yemez...

    -Bu kadarını hatırladım eksik olabilir.-

    selam ile...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli yorumunuz ve bizimle paylaştığınız yaşanmış bir olayı anlattığınız için Allah razı olsun...Selam ve Dua ile...

      Sil
  7. Selamün Aleyküm kardeşim.
    Er kişi, karşısındakine kendine davranılmasını istediği gibi davranandır derim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aleyküm selam, çok güzel demişsiniz ayrıca değerli yorumunuz için teşekkür ederim...Selam ve Dua ile...

      Sil
  8. HÜZNÜN BEDELİ18 Mayıs 2014 18:59

    Esselamınaleyküm kardeşim, zihnini bu gibi meşguliyetlerle yoğunlaştırmış olmandan ötürü öncelikle tebrik ederim... Bilindiği üzere Camilerimizin hemen hepsinde minberlerin kapısının üstünde şu hadis-i şerif vardır: “Din nasihattır”. Bu ifade şu hadisin ilk kısmıdır. “Din nasihattır. Kime ya Rasulallah? Allah’a, Kitabına, Rasûlü’ne. Müslümanların imamlarına ve cemaatına.” (Buharî, Müslim, Nesaî)... Nasihat olması insanların birbirlerini bir nevi tetikleme mekanizmasıdır , şöyle ki; Efendimiz (s.a.v.) dahi: Ya Rabbi bir an bile beni nefsimle başbaşa bırakma diyerek dua etmiştir bunun en büyük nedenlerinden biride nasihatlarinin yaşanmama ihtimalidir ancak düşünelim ve yorumlayalım bir peygamber bunu söylerken biz nefsimizle başbaşa kaldığımızda acaba başa çıkabilir miyiz? Nasihatta sınır yoktur ve dediğiniz gibi yaşanması gerekir ki nasihat etkili olsun ancak bunu yine nefsimizden gayrı düşünmek lazım yani; bana bir nasihat verdi ama etkili olmuyorsa demek ki oda uygulamıyor dememek lazım buda bir vesvesedir... Son olarak şunları söylemek istiyorum: İslam dini görücü usulü ve denkliğinde izdivaçları hoş görür ki, evlilik zaten kişilerin birbirini tanımasıdır... Tanımaktır diyorsun ama diyenler olacaktır ve buna da şu cümle ile cevap vermek lazım ; HAYATINI RAHAT YAŞAMAK İSTEYEN; ALLAH'TAN GAYRIYA KUL OLMAMALI VE SADECE ONA TESLİM OLMALI... SONRASI BİR ÖMÜR FERAHLIK İNŞAALLAH... HAKKINIZI HELAL EDİN... ALLAH'A EMANET OLUN İNŞAALLAH...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aleyküm selam, değerli yorumunuz için teşekkür ederim....

      Sil
  9. Aleyna Aleyküm Esselam hüznün bedeli kardeş
    konu Furkan kardeşimce özenle seçilince affınızla eklemek isterim;
    Rabbımız, Peygamber Efendimiz(s.a.v) e dahi ''Ümmetine, üç kez nasihatte bulun , bu senin görevindir. Ötesinden sorumluluğun yoktur' buyurmuşlardır. Ümmet-i Muhammed olarak bizler de Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizi örnek almalı, ötesine karışmamalıyız. Nasihatı alan ister uygular, ister uygulamaz , gerisi o ve Rabbım arasındadır. ( Bu vesile ile Müslümanlıkta üç sayısının önemini de hatırlatmanın faidesinin altını çizelim!)

    Teslimiyet ise, Müslümanın özünde var olandır. Önemli olan belirttiğiniz gibi, nasihat eden zatların, RABBIMIZDAN başka kimseye, hiç bir kula kulluk etmemesidir. Yaşamın her alanında ak bildiğine ak, kara bildiğine kara demekten asla vazgeçmemelidir.

    Dua ile, hayırlara vesile..

    YanıtlaSil
  10. Hüznün Bedeli19 Mayıs 2014 20:25

    Halil bey doğru söylüyorsunuz lakin islamda hata yapanı uyarmak lazım ki efendimiz (s.a.v.) ebu cehile sırf tebliğ için kaç defa gidip nasihat etmiştir... Ama yine efendimiz (s.a.v.) hz. Enes yanında çocuk iken ona hiç uyarıda bulunmamıştır... İslam hatanın düzeyine göre müdaahele izni verir... Hayırlı akşamlar

    YanıtlaSil
  11. Müdahale(nasihat), ehlince yapıldığı sürece sözünüze eyvallah derim Hüznün Bedeli Bey/Hanım.
    Rabbül Alemin olan Allah C.C. her şeyin sonucunu bilendir.
    Ebu Cehil 'e defatle tebliğden sonra sonuç ne olmuştur?
    Aydınlatırsanız sevinrim, hayırlı geceler olsun..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ebu Cehil ve Ebu Lehep Peygamberimizi gördüler, fakat tanımadılar. Onu Abdullah'ın Yetimi bildiler.
      Kendi hükümranlıkları sona ermesin diyerek tanımak istemediler. Oysa bal gibi onun Peygamber olduğunu biliyorlardı.
      Haşa Allaha dil uzattılar. Niye peygamberlik kendilerine değil de Bu fakir yetime verilmişti.
      Şimdi bile böyle düşünenler var.
      O ebu cehil veya ebu lehepler bu yorumu okuyorlarsa, yukarıdaki sorunuzun cevabını en iyi onlar verecektirler.

      Sil
  12. Yazınız çok mükemmel..
    Ülkemizde 65 binden fazla köyde İmamlık yapanların her Cuma Hutbesinde Ve diğer günlerde de nasihatlari var.
    Bu Nasihat vericiler kendi dedikleri gibi yaşasalar, 65 bin iyi insan oluverir. Buna kasaba, Kaza ve Vilayetlerdeki camii imamlarını katarsak memleket iyilerden geçilmez.
    Bu iyilerin verdiği öğütlerin tesir ettiği diğer iyileri de katarsak neredeyse hepimiz iyilerden oluruz.
    Demek ki balık baştan kokuyor.
    Önce Nasihat verenler, ders almalı yukarıdaki makalenizden.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok iyi bir noktaya değinmişsiniz, önemli olan önce kendi hatalarımızı düzeltmek çok teşekkür ederim...Selam ve Dua ile...

      Sil