...SIKINTI YOK HUZUR ÇOK...


ÖLÜM gelmeden önce,
sahiplenmek gerek...
   Miras lafını duyunca hemen kulağımızı açar dinleriz: “Acaba kimden miras kalmış, ne kadar kalmış, kime kalmış?” sorularının cevabını çok merak ederiz. Çünkü bazılarımız gökten para yağmasını bekliyor.
   Çalışma yok, gayret yok ama diyoruz ki: “Param olsa ev alırım, param olsa araba alırım.” Para oturduğumuz yerde gelmez, çalışacağımız zaman gelir. Gerçi oturunca da para gelir ama o paranın helal para olması olanaksız. Çünkü çalışmadığımız halde bize gelecek olan paranın yeri, iddia bayii veya at yarışı olmadı loto toto, böyle yerlerde helal denilen para yok… Kastettiğim miras değil yani bize oturduğumuz yerden miras kalması Allahın bir hikmeti diye bakabiliriz yani birisinden miras kalması haram değil sadece şans oyunlarından kazanılan para haram diyebiliriz…
   Konumuz aslında para mevzusu değil, konumuz aslında miras mevzusu ama nasıl bir miras…
   Öyle bir miras ki; bazılarımız hiç yüzüne bile bakmıyor, o mirastan faydalanmak isteyen o kadar çok kişi var ki ama istediklerini yapamıyorlar, nefsleri engel oluyor. Mirası sahiplenme işini öyle bir erteliyoruz ki sanki ölmeyecekmişiz gibi…
   Evet, bize çok büyük bir miras kaldı ama dediğim gibi kullanmıyoruz. Bu mirası kullandığımız da içimiz öyle bir ferahlıyor ki aklımızda ki tüm sorulara cevap bulabiliyoruz. Mirasımız: Kuran-ı Kerim…
   Dıştan bakıldığında sade bir kitap gibi ama içini açtığımızda, sanki biz Kuran-ı Kerimi değil, Kuran-ı Kerim bizim içimizi açıyor…
   Bazen sıkıntılı bir anımda Kuran-ı Kerimden rastgele bir ayetin mealini okuyorum ve o anda ki sıkıntımın çözümünü bulmuş oluyorum. Dediğim gibi Kuran-ı Kerim bizim içimizi açıyor, canlı kitap gibi, sanki bizle konuşuyor. Hep aynı cümleler belki ama bulduğu çözümler hep ayrı…
   Peki, Allahın bizlere, gönderdiği bu nurlu hikmetten neden faydalanma işini erteliyoruz, Kuran-ı Kerim okumayı bilmediğimiz halde: “Şimdi öğrenemem çok işim var, küçükken aklıma girerdi şimdik hiç aklıma girmez, belki başka zaman öğrenirim…” diyerekten hep geçiştiriyoruz.
   Sebep; öğrenmenin nefse zor gelmesi ve aklımızdaki kalıplaşmış bir düşünce: “Küçükken öğrenebiliriz ama büyüyünce öğrenme işi zor…” neden zor olsun ki, insan Allahın izniyle istediğini yapabilir. İstediği de Kuran-ı Kerim öğrenmek olunca Allahın yardımıyla inşaallah öğrenilir.
   Geçenlerde 86 yaşındaki birisi gayret etmiş, sabretmiş maşallah o yaşta Kuran-ı Kerim öğrenmiş. Hatta ziyaretine gittim beraberken bir sayfa okudu ve benimde dinlememi istedi. Ve dinledikten sonra anladım ki gayret edilince ve de yaptığımız her işi Allah rızası için yaptığımızda olmayacak iş yokmuş…
   Bu mirası bizlere ulaştıran Sevgili Peygamberimiz(s.a.v) şöyle buyuruyor: “Kuran-ı Kerim okuyunuz, çünkü Kuran-ı Kerim kıyamet günü kendisine dost olanlara şefaatçi olarak gelecektir.” Bu kutlu daveti hala geri çeviriyoruz ve davete icabet etmemiz için Allahu Teâlâ bizlere Kehf Suresi 27 ayette şöyle buyuruyor: “Rabbinin kitabından sana vahyolunanı oku! Onun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. Ve O’ndan başka bir sığınılacak da bulamazsın.” bu ayet, Kuran-ı Kerim’in ne yüce bir kitap olduğunu bildiriyor, sığınılacak bir yerimizin olmadığını bizlere söylüyor.
   Bizler Kuran-ı Kerim’i öğrenip, okuyup, yaşayıp ve yaşatmaya çalışmamız lazım eğer Cennete gitmeyi istiyorsak… Düşünsenize, bir sınava giriyorsunuz ve o sınavda çıkacak soruların cevaplarını yanınıza aldığınız bir kitaptan bakarak tek tek o soruları yapıyorsunuz ve sınav sonucu 100 puan alıyorsunuz… Herkes böyle bir sınava girmek ister çünkü kitaba bakmak serbest…
   İşte Kuran-ı Kerimde aynen öyle Allah rızasını kazanmak yani 100 puanı kazanmak için bir sınavdayız. Bu sınavdaki sorulara nasıl cevap vereceğimizde Kuran-ı Kerimde yazıyor. İşte sınav, işte kitap 100 puan almaya çalışana helal olsun…

                                                                   Çok büyük bir Miras düştü bize,

                                      Bu mirası hakkıyla sahipleniyorsak ne mutlu bize…

5 yorum:

  1. ben çalışan 43 yaşımda (yazmam biraz zor oldu kıymetini bil ) evli 2 çocukluyum. Tek boş zamanım 12-13 saatleri arası öğle yemeği zamanıydı. Nasıl yaparım dedim bu arayı mağaza mağaza gezmek, ne yesem derdine düşmek yerine nasıl kıymetli hale getiririm. Hep Kuran ı Kerim öğrenmek isterdim. Küçükken olamamış, büyükken kendi çabalarımla internetten felan ama ... Müftülüğü aradım benim saatlerime uyan mesai yok. Malum kurslarda kamu kurumu gibi çalışıyor. Ama bırakmadım velhasıl 2013 eylül de kayıt yaptırıp ekim ayında başladım.12 de gidiyordum öğretmen bana 15-20 dk ayırabiliyordu. Allah ın izniyle o nun verdiği gayretle şu an tecvitli kuran okuyabiliyorum ( tabi bunun sonu yok) kendimle ilk defa bu kadar gurur duydum. Hocamın takdirinden nasibimi aldım. Seneye Allah nasip ederse devam. Bunu anlattım çünkü örnek olsun istedim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah razı olsun, böyle yorumlar gelince yazmayı dahada çok istiyorum gerçekten çok teşekkür ederim ablacım...Selam ve Dua ile...

      Sil
  2. Blog gerçekten hoşuma gitti. Amacına erişebilmesi dileğiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah razı olsun, bu amaca ulaşabilmemiz için sizin, bizim, hepimizin gayret etmesi lazım...Allah yardımcımız olsun...Selam ve Dua ile...

      Sil