...SÖZÜNDEN DÖNME...


Şu ezanlar şahidimiz olsun ki:
Ettiğimiz tövbeden geri dönmeyelim inşaallah...
  Günler, haftalar, aylar hatta yıllar geçiyor. Her geçen gün Allahtan biraz daha korktuğumuzu ve Allaha muhtaç olduğumuzu anlıyoruz. Çünkü her geçen gün yeni bilgiler ediniyoruz.
   Dün imanın şartını öğrendiysek, bugün islamın şartını öğreniyoruz. Bu edindiğimiz bilgiler bize Allahın yolundan ayrılmayacağımız gerekliliğini sunuyor, Allaha kulluğumuzu tam yapmamız gerektiğini öğretiyor, Allahtan korkmamızı söylüyor.
   Ama bu korku; öğretmenin, öğrencisine sinirlendiği zaman, öğretmenin sinirli halinden dolayı öğrencinin aklından bazı düşünceler geçer; “acaba öğretmenim beni döver mi?”  böyle düşünceler öğrencinin aklında bir korku oluşturur. Ama yaşadığı korku çok başka, Allahtan korkmamız çok başka…
   Allahtan korkumuz; çocuğun annesine bağırmasından sonra pişman olup özür dilediğinde annesinin onu affedip affetmeme kararsızlığı içinde olduğu korku gibi düşünebiliriz. Yani: “Acaba annem beni affeder mi?” korkusu, endişe korkusu yani “Acaba Allah bizi affeder mi?”
   Korktuğumuzu söylüyoruz, ne kadar haram yol varsa o yoldan ilerliyoruz. Allahı sevdiğimizi söylüyoruz yine o yollardan devam ediyoruz. Allahı sevmek hiç böyle olur mu? …
   Derler ya; “yalana karnım tok” diye, aynen öyle benliğimize yalan söylemeye gerek yok. Ama bu hataları yapıyoruz diye de; “affedilmeyeceğiz biz çok günah işledik, biz helal yola giremeyiz” demenin de bir manası yok. Yeter ki af dileme konusunda samimi ve sadık olalım. Yaptığımız hatalar çok olabilir ama hepsine bir tövbe yeter…
   Önemli olan samimi ve sadık olmak, çünkü samimiyetsiz bir tövbe edilse bile tekrar o hatayı yaparız. Sadık olmakta aynı bunun gibi tekrardan hatalarımıza devam ederiz.
   Yaptığımız tevbe tavuk tövbesi gibi olmayacak Nasuh tövbesi gibi olacak.
   Tavuk tövbesi aynı şunun gibi; hani tavuklar acıkınca yemin başına üşüşürler ve doyunca tekrar gezintiye devam ederler. Sonra tekrardan acıkırlar ve tekrardan doyunca gezintiye giderler. Bizlerde çoğu zaman böyle yapıyoruz. Tövbe Yarabbi diyoruz, ama Allaha verdiğimiz sözü tutmayarak tekrar gidip hatalara devam ediyoruz.
   Nasuh tövbesinin bir hikâyesi var aslında bu hikâye Mesnevide geçer biraz uzunca bir hikâyedir ama okunmaya değer bir hikâyedir…
   Yıllar önce Nasuh adında bir adam varmış. Yüzü kadın yüzü gibi tüysüz olduğu için erkekliğini bu yüzden rahatlıkla gizler ve kadınlar hamamında tellaklık eder, böylece kadınları kolaylıkla baştan çıkarırmış...
   Nasuh yıllarca tellaklık etmiş, kimse onun erkek olduğunun farkına varamamış. Çünkü yüzü kadın yüzü gibi, sesi kadın sesi gibiymiş. Çarşaf giyer peçe takarmış ama şehveti azgın bir gençmiş.
   Aradan zaman geçince Nasuh bu işten pişman olmuş, tövbe etmiş fakat tövbesini tutamamış. Defalarca tövbe edip bozmuş.
   Bir gün Nasuh, bir Allah dostuna giderek: “Bana dua et.” diye ricada bulunmuş. Allah’ın (c.c.) veli kulu da onu bu durumdan kurtarması için Allah’a dua etmiş. Nasuh bir gün yine hamamda tası doldururken padişahın kızının küpesindeki incilerden biri kaybolmuş. Bütün kadınlar onu aramaya koyulmuşlar. Herkesin eşyasını aramak için önce hamamın kapısını kapamışlar. Sonra başlamışlar aramaya. Fakat inci bir türlü bulunamamış. Bunun üzerine herkesin başta ağzı olmak üzere incinin saklanabileceği her yerini aramaya başlamışlar.
   Kolculardan biri: “İhtiyar, genç, herkes anadan doğma soyunsun.” diye bağırmış. Nasuh korkusundan bir kenara çekilmiş, yüzü korkudan sararmış dudakları titremiş. Çünkü yaptığı bu işin cezasının ölüm olduğunu biliyormuş. Kendi kendine: “Yarabbi”, demiş, “Birçok defalar tövbe ettim fakat tövbemi bir türlü tutamadım. Eğer beni bu beladan, rezil rüsva olmaktan kurtarırsan bütün yaptıklarımdan tövbe ettim.” diye inlemiş.
   Hamamdakiler herkesi aradıktan sonra: “Ey Nasuh herkesi aradık, şimdi sıra sende, gel seni de arayalım.” demişler. Tam onu arayacaklarken ansızın biri: “İnci bulundu.” diye bağırmış.
   Nasuh’u aramaktan vazgeçmişler, böylece Nasuh rezil olmaktan ve ölümden kurtulmuş. İnci bulunduğu için herkes bayram etmiş, sevinmiş. Bu sevinç dalgası geçtikten sonra Nasuh’u padişahın kızını keselemek üzere çağırmışlar. Nasuh bir mazeret uydurmuş, hamamdan çıkıp kaybolmuş. Bir daha da tövbesini bozmamış…
   Hikâye bundan ibaret işte bizim tövbemiz böyle olmalı gerçi burada Nasuh zora gelince tövbe etmiş, biz zora gelmeden tövbe etmemiz lazım.
   Zira Muaz b. Cebel(r.a), Peygamber Efendimiz(s.a.v)’e: “Ey Allahın Resulü! Nasuh tövbesi nedir?” diye bir soru yöneltmiş. Peygamber Efendimiz(s.a.v)’de aynen şöyle buyurmuş: “Kulun yapmış olduğu günaha pişmanlık duyup Allah'a özrünü arz edip sonra da sütün memeye geri dönmediği gibi o (günaha) dönmemesidir.” diye söylemiştir.
   Tövbe etmemiz gereken çok hatalarımız var ve bu hatalardan vazgeçmek için sütün memeye dönmediği gibi o günahlara tövbe etmemiz lazım.


                                                               Tavuk tövbesi yerine,
                                                                   Nasuh tövbesi edelim… 

6 yorum:

  1. "Ey o bütün iyman edenler! Allaha öyle tevbe edin ki nasuh (gayet ciddî, müessir, öğütcü) bir tevbe olsun, gerek ki rabbınız sizden kabahatlerinizi keffaretle örter de sizleri altından ırmaklar akar Cennetlere koyar, o gün ki Allah Peygamberini ve onun maıyyetinde iyman edenleri utandırmıyacak, nûrları önlerinde ve sağlarında koşacak, şöyle diyecekler: ya rabbenâ! Bizlere nûrumuzu tamamla ve bizleri mağfiretinle yarlığa, şübhesiz ki sen her şey'e kadîrsin." (Tahrim suresi 8)

    Açıkçası daha önce böyle bir hikayesi olduğunu bilmiyordum. Bu zat Kur'an-ı Kerim inzal olmadan mı yaşamış. Ve ismi Kur'an'da geçen bir kişi mi oluyor şimdi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam olarak bir bilgim yok ama şöyle tahmin ediyorum ki Nasuh adında ki genç daha sonraları yaşamış Kuran-ı Kerim indikten sonra yani ve isminin anlamından dolayı Kuranda Nasuh geçebilir. Böyle tahmin ediyorum, daha doğrusu mantıklı geliyor. İlk Mesnevide geçiyor bu olayın hikayesi ama tabi ki de bu olayında bir derinliği vardır bakmak lazım yani...Çok teşekkür ederim yorumunuz için...Selam ve Dua ile...

      Sil
  2. Ne güzel ifade etmişsin. Aynı hatayı bilerek yapıp sonra tövbe etmenin bir anlamı yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlamsız işlere gerek yok...Selam ve Dua ile...

      Sil
  3. Allahu Teala Razı olsun. Bugün Cuma Namazında İmam vaaz verirken yukarıda zikrettiğiniz Nasuh Tevbesinin hikayesini anlatıyordu. Anlatı da.. Fakat Hoparlörün parazitinden doğru dürüst birşey anlamamış ve eve gidince de GOOGLE sayfasından sorar öğrenirim demiştim. Fakat tamamen unttum. Çünki yaş bir hayli ilerledi. Artık bazı şeyleri unutuyor, bazı kavramları da karıştırıyorum. Hep duyardık Tevbeyi NASUH diye de nasıl bir TEVBE bilmezdik. Sizin yazınızdan öğrennmiş olduk. Allahu Teala Razı olsun. Cuma gününüz mübarek olsun. Amin..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah hepimizden razı olsun, sizinde Cumanız Mübarek olsun, vardır bunda da bir hayır vaazda dinleyemediniz burada karşınıza çıktı, vesile olduysak ne mutlu bize...Çok teşekkür ederim...Selam ve Dua ile...

      Sil