...KARARSIZLIK İÇİNDE HAYIRLI YOL...

   
Kimi olaylarda hayrın başı,
Düşünceyle başlar...
   Vakit, akşam ezanına yakın bir pazartesi günüydü.
   Ömer, çarşıda ki işlerini halledip eve dönme yolundaydı. Yol kenarındaki ağaçta ötüşen kuşlara bakarken, önünden geçeceği demir köprünün üstünde asılı olan afiş dikkatini çekti. Merak ederek hızlı adımlarla köprüye doğru yaklaştı ve afişe bakınca sevindi. Çünkü afişte sevdiği şair, büyük üstad ve İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif ERSOY şiir dinletisi programının ne zaman nerede yapılacağı yazıyordu.
   İki gün sonra bu programa gitme arzusu bir anda içini kapladı ama ta ki aklına, Çarşamba günü sohbet zamanı olduğunu hatırlayana dek. Program saat 19.30’da yapılacaktı. Aynı zamanda da her hafta düzenli olarak gittiği sohbet yapılacağı zamandı. Aynı saate denk geliyordu. Bunun içinde haliyle üzülmüştü.
   Hangisine gidiyim düşüncesiyle eve doğru tekrardan yürümeye başladı. Eve geldiğinde ilk olarak annesine danıştı:
“Acaba nereye gitmem daha güzel olur anne, vallaha bir akıl ver işin içinden çıkamıyorum.” annesi, Ömer gibi olaya hangisi daha güzeldir şekliyle bakmazdı çünkü dini bilgisi hep hayır yolundaydı ve oğluna cevabı da ona göre oldu:
“Sen bilirsin oğlum, neresi daha hayırlı ise senin için oraya gidersin inşaallah.” diyerek annesi konuya kendi tarafında son noktayı koymuştu.
   Pazartesi, Salı, Çarşamba derken Ömer için kararsızlıkla dolu bir gün başlamıştı. Sabahın ilk saatlerinde en yakın arkadaşını aramayı ihmal etmemişti. Unutmuştu kaç gündür aramayı nasip bugüneymiş diyerek hemen aradı ve tüm aklındaki düşünceleri arkadaşına söylemişti. Ondan da annesinden aldığı cevaptan farksız bir cevap almamıştı.
   Ve saat 18.30’du. Vakit artık karar verme vaktiydi. O dakka aklından geçenler karar verdiğinin habercisiydi: “Şimdi sohbete gitsem program kaçar ve bir daha o programa gitmem nasip olmaz ama programa gidersem sohbete haftaya da gidebilirim, sıkıntı olmaz en iyisi programa gitmek. Yoksa böyle bir program bir daha Tokat’a gelmez.” Yaşadığı şehirde gerçektende böyle programlar pek sık olmazı ve olunca kaçırmayı istemeyen bir o kadar kişi arasında Ömer de vardı.
   Kararı kesinleştiğine göre programın yapıldığı yere doğru yol almaya başladı. İster istemez aklında hala kararsızlıklar vardı ama bunlara rağmen kararının arkasında durarak yoluna devam etti. Program salonuna gelince çok şaşırdı çünkü orada kimse yoktu. Oysa ki insan kaynıyor olmalıydı. Bir an düşündükten sonra neden burada kimsenin olmadığını anladı.
   Tokat’ta iki tane böyle programların yapıldığı yer vardı. Birisinin adı, 26 Haziran Kültür Merkeziydi, birisinin adı ise Hüseyin AKBAŞ Spor Salonu.
   Ömer’in gittiği 26 Haziran Kültür merkezinde olmadığına göre program diğer yerde yapılıyordu. Orada kendi kendine tebessüm ederek içinde bir şeyler diyordu: “Annem demişti hayırlısı nere ise oraya git  diye hakikaten doğruymuş hayırlı yer sohbete gitmekmiş.” diyerek koşar adımlarla sohbet yerine doğru koşmaya başladı.
   Saat 19:30’a geldiğinde sohbet yerinde huzurlu bir şekilde sohbetini dinliyordu. Perşembe günü afişe baktığında gerçekten de yanlış okuduğunu fark etti. Oysa ki program yapılan yerlerin isimleri birbirinde çok farklıydı ama Ömer’in yanlış okuması da Allah'ın bir hikmetiydi elbet...


                                                                       Hayırlısını düşündü,
                                                                                 Hayırlısı oldu…

                                                 

                                                 

10 yorum:

  1. İnşaallah hepimiz için her şeyin hayırlısı olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin...Ara sıra böyle başımdan geçen olayları hikaye tarzında anlatmaya çalışacağım, bakalım hayırlısı...Selam ve Dua ile...

      Sil
    2. Hayırlısı olsun. Ben de tahmin etmiştim zaten. :)

      Yazıyı okurken aklıma sohbete gitsin demek geldi. Çünkü sohbetin değeri bambaşkadır. Peygamber efendimizin (s.a.v.) sünnetidir. İlim bu şekilde öğrenilmiştir. Fakat bunu kimseye anlatamıyorsun. Ben Kur'an'ımı okurum, namazımı kılarım yeter diyen insanlar var.

      Sil
    3. Kendimizin öğrendiği İslamiyetle ancak kapıdan dışarı çıkabiliriz. Ama bu sohbetler sayesinde biz Allahın izniyle dışarı çıkmakla kalmayıp dışarıyı keşfederiz...

      Sil
  2. Merhabalar.

    "Ömer'in yanlış okuması da Allah'ın bir hikmetiydi elbet" Ben bu cümleyi "Acaba?" diye sorgulamak istiyorum. Bu davranışımız, yanlışlarımıza kılıf bulmak olmasın ve kendimizi bu yanlışın doğru olduğuna ya da hayırlı olduğuna inandırmak için, Cenab-ı Hakk'ın bu noktada müdahaleci olduğu kanısına vararak kendimizi mi avutuyoruz acaba? Çünkü hayır da şer de Allah'tandır demiyor muyuz hep!..

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette her şey Allhtandır... Bazen bir şeylerle kendimizi avuturuz, bu da nefsimizin isteğidir... Ancak tüm yollar Allaha gitmiyor mu? Düşüncemizde o yönde olacaktır şüphesiz...Selam ve Dua ile...

      Sil
  3. ben de herşeyin hayırlısı diyenlerdenim demek ki senin için hayırlısıymış, selamlar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle, uzun zamandır yorum atmadığınızdan dolayı ben de bir şey oldu sandım...Selam ve Dua ile...

      Sil
  4. bilmem ama elim hiç bloğa, g+ gitmiyor. Kah dünya meselelerine üzülüyorum , kah kendimi avutacak dünya meşguliyetleri buluyorum. Sağol aradığın için Allah a emanet ol..

    YanıtlaSil