...DÜŞÜNMEK GEREK...


Bazı sohbetler ufkumuzun gelişmesini
...sağlayabilir...
Sabahın derin sessizliğinde ağır adımlarla camiiye doğru yürüyen yaşlı bir amca, biraz ilersinde yürüyen Ömer’e dikkatlice bakıyordu. Ömer ara sıra adımlarını yavaşlatarak arkasına doğru bakmaya çalışıyordu ama hemen kafasını çeviriyordu, haliyle de arkasından kimin geldiğin göremiyordu. Arkasına dönememesinin sebebi de içinde biraz korku olmasıydı. Çünkü bazı kişiler rahat yatağında uykunun derinliklerine inmişken dışarıda ki sesleri duymak istemezdi...
   Ömer izlediği filmlerin etkisinde kaldığı çok belli oluyordu. O anda cesaretini toparlayarak bir anda arkasına döndü. İçi rahatlamıştı çünkü gördüğü yaşlı bir amcaydı. Amca hemen selam verdi. Amcayla aynı hizaya gelmek için yavaşlarken Ömer de, amcanın selamını aldı. Aralarında hoş bir sohbet başlamıştı…
Amcanın, Ömer’e karşı samimi bir tavrı vardı, o yüzden konuşmayı amca sürdürüyordu. Birkaç cümleden sonra Ömer de amcaya karşı samimi sohbetler içine giriyordu. Birbirlerine isimlerini, nereli olduklarını tek tek sordular. Sohbet kargaların ötüşmeleriyle, kuşların cıvıltılarıyla daha da hoş hale gelmişti.
   Sohbet koyulaşmışken camiinin kapısından içeri girdiler. Ömer ön saflarda yer bulmuştu bile, o anda da omzundan birisinin dürttüğünü fark etti. Bu o amcaydı yani Yusuf amca… Ömer’e: “Çıkışta bekle birlikte gideriz.” demişti. Ömer de: “Tamam Yusuf amca…” diyerek önüne dönmüştü. Çoğu kişi uykusundayken onun böyle bir olay yaşaması çok güzeldi. Çünkü Ömer ne yaşarsa yaşasın tüm olaylardan bir ders çıkarmaya çalışırdı…
   Namaz bittikten sonra Ömer kapıda Yusuf amcayı bekliyordu. Yusuf amca gelince hemen koluna girdi ve hoş sohbet kaldığı yerden devam ediyordu. Yusuf amca biraz sustu ve susarken düşündü.
   Düşünerek konuşmak onun için çok önemliydi ve bir anda Yusuf amca konuşmaya başladı: “Yeğenim sana yaşadığım bir olayı anlatmak isterim müsaaden var mı?” Ömer bu soruyu duyunca şaşırdı. Çünkü Ömer’in önceden karşılaştığı çoğu insan ona böyle sorular yöneltmezdi ama Yusuf amcanın, Ömer’e saygı gösterdiği için sorduğu soru Ömer’i sevindirmişti.
   Hiç gecikmeden: “Tabi Yusuf amca anlatmanı isterim elbette...” diyerek sözleri Yusuf amcaya bıraktı: “Bak yeğenim ben emekli imamım. Sivas’ta yaptığım imamlık süresinde orada birisiyle karşılaştım. Bu karşılaştığım kişi serserinin tekiydi. Mahalleli ondan pek haz etmezdi ama ben devamlı onla arkadaşlık kurmaya çalıştım. Dini bilgileri öğrenmesini çok istiyordum ama davranışları ile resmen İslama karşı gibiydi. Neyse işte, bir gün…” derken Yusuf amcayı öksürük tutmuştu. Ömer o sırada heyecanlanarak Yusuf amcanın sırtına vurdu. Yusuf amca cümlelerine devam edecekken Ömer meraklı bir şekilde: “O gün ne oldu Yusuf amca…” Yusuf amca tebessüm ederek: “Dur yeğenim acele etme anlatıyorum...
   İşte o gün vakit nazından çıktıktan sonra camii cemaati çay içmek istedi bende kıramadım gittik çay içtik. Orada da tevafuk eseri o arkadaş vardı. Beni görünce hızlı adımlarla yaklaştı bana, rica ederek beni dışarıya çağırdı. Bu arkadaşın ismini söylemeyi unuttum Mehmet’ti ismi. İşte o an Mehmet gözlerimin içine bakarak: “Hocam bana İslamı öğret, Kuranı öğret, Allahı öğret bana Hocam…” tabi ben bunları duyunca tüylerim diken diken oldu, hem de sevinmiştim. Her neyse aradan bir hafta geçmeden Kuranı öğrendi, namaza başladı. Hayatı yoluna giriyordu. Tam bir hafta geçtikten sonra vakit namazındayken Mehmet secdede kaldı. Maalesef Mehmet ölmüştü. O secdede ölmeyle şereflenmişti. Öldüğü gece rüyamda onu gördüm bana şöyle diyordu: “Allah razı olsun Hocam şimdi senin vesilenle buradayım Allah razı olsun.” dediği anda terler içinde kalktım uykumdan...
   Şimdik yeğenim sen bana diyeceksin ki bunu bana niye anlattın Yusuf amca? Şu yüzden anlattım ki, herkes namaza başlamaya gayret etsin. İmana yönelmeye çalışsın. Ben yaşadığım bu olayı gördüğüm gençlere anlatmaya çalışıyorum belki düşünürlerde İslama sıkı sıkı sarılırlar diye…
   40 yıl İslama karşı olursun ama 1 haftalık öğrendiğimizle yaşadığımızla secdede ölmek nasip olabilir. Cennette yerin olabilir. Sadece 1 hafta ama nelere kâdir…” Ömer gözlerinden akan yaşı silerken Yusuf amcanın evine gelmişlerdi. Ömer, Yusuf amcanın elini öptükten sonra ayrıldı ve evine doğru yürümeye başladı. Yaşananlar sanki bir film gibiydi. Eve gidene kadar olanları düşünüyordu ve en önemlisi de bunlardan ders çıkarmaya çalışıyordu. İşin garibi bundan sonraydı. Çünkü o amcayı daha sonra hiç görmemişti evinin önünde beklediği gün bile olmuştu ama o amca ortalıkta gözükmüyordu…
   
                          Ömer tüm olanlardan ders çıkarmaya çalışmıştı,

                 Acaba biz yaşadığımız olaylardan ders çıkartabiliyor muyuz?

2 yorum:

  1. Hepimizde arasıra ortaya çıkan bir duygu var. Ne kadar dikkat etsekte bu bazen cereyan edebiliyor. İnsanların bazı davranışları sebebiyle bizden süfli olabileceği duygusu. Bunu aşmamız lazım. 50 sene ibadetle meşgul olsan da imansız gitme ihtimalin var. Öyleyse kendi akibetin için dua et ve başkalarının hidayeti için çalış.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yolda olmayı Allah hepimize nasip eder inşaallah...Selam ve Dua ile...

      Sil