...İRADE-İ KUVVET YOLUNDA...

Amacımızı gerçekleştirme yolunda,
İrade-i Kuvvetimizle ilerleriz inşaallah...

   Üşengeçliğin belirtilerini taşıdığımız anda, hayallerimizi aklımızdan silmiş oluruz. Her şeyden vazgeçmiş bir halde olmamız ortada hayallerimizin kalmayacağını gösterir. Üşengeçliğin belirtileri nelerdir sorusuna gelirsek, saymakla bitmeyecek kadar çoktur…
   Aklımıza ilk gelen uyku meselesi oluyor. Her gün yataktan çıkmak istemeyen binlerce kişi vardır. Her birimizin çok önemli işleri veya görevleri dahi olsa işlerimizi yarı yolda bıraktıracak olan üşengeçlik biner bizim tepemize, nefsanî olarak: “Yat hadi yatağın keyfine çıkar.” der durur başımızda hiç yorulmadan bu kötü tavsiyeleri bize sunar. Haliyle bizde yatak düşkünü olduğumuz için: “Emredersin nefsim” diyerek olduğumuz yerde kalırız.
   Olan kime oldu? Tabi ki bizlere oldu, işimize gidemedik, o gün için yaptığımız tüm planlar bozuldu, söz verdiğimiz bir arkadaşa gideceğimize, güzel yatağımızda yattığımız için arkadaşlarımızla aramız bozuldu. Bu üşengeçliğin bize kattığı zararı dediğimiz gibi saymakla bitmez. Sadece bir dediğini yaptık diye günümüz kötü geçti…
   Bunun daha kötüsü de olabilir o da şöyle ki; hep verdiğimiz bir örnekten yola çıkacak olursak, üniversite sınavlarına hazırlanan bir öğrenci üşengeçliğin kirli ellerine kendini bırakırsa sınav günü sorulara sadece el sallar. Sonuç, yine hüsran, yine zarar… Aynı sınava bir daha çalış, bir daha strese gir, buna gerek var mıydı? Mesele üşengeçlikten kurtulmaksa yapılacak olan bellidir; irademizi kuvvetlendirmemiz lazım…
   Düşünecek olursak, sahabeler üşengeç olsaydı, Peygamber Efendimiz(s.a.v) öldükten sonra tek dertleri İslamı yaymak değil, yan gelip yatmak olurdu. O yüce insanlar, üşengeçliğin zerresini ruhlarında taşısalardı bizler beklide Müslümanlığı hiç bilmeyecektik…
   Bizde sahabelerin yaptığı gibi yapabiliriz ama şunu da unutmamak gerekir ki her çağın bir üşengeçlik formülü vardır. Bizim yaşadığımız zamanda üşengeç bir insan haline gelmemizi sağlayan teknolojik aletler var; bilgisayar, televizyon, telefon bunlardan sadece bir kaçı… Bunları yok sayarsak kendimizi kandırmış oluruz. Bunlar elbette ki bizi zorlayacak, yürüdüğümüz yolda ayağımıza takılan taş değil önümüze çıkan çok büyük bir kaya hatta bir dağ olacak. Bizler o dağı tırmanıp yolumuza devam etmeye çalışacağız…
   Bazı kişiler eskiyle, yeniyi kıyaslarken yaşadıkları ortamı göz önünde bulundurmuyorlar. Bizlere çoğu zaman Fatih Sultan Mehmet’i örnek göstererek: “Bakın o sizin yaşınızda yaptığınız gibi yan gelip yatmadı, düşündü, fikir üretti ve İstanbul’u fethetti. Siz ne yapıyorsunuz elinizde cep telefonu, önünüzde bilgisayar hayat geçiyorsunuz.” derlerdi. Elbette çok doğru sözler ama bu sözler söylenirken çağın teknolojik aletleri hiçe sayılıyor, karşılaştırılmıyor bile, eğer karşılaştırma yapılacaksa her yönüyle yapılmalıdır.
   Bize düşen görev bellidir; iradeyi kuvvetlendirmek… Nasıl kuvvetlendiririz meselesine gelecek olursak, boş vakit geçirdiğimiz her şeyden kendimizi soyutlamamız gerekecektir. Bunu yapmamız elbette ki zor ama bunu yapmak zorundayız. Amacımıza ulaşmamız için bunu yapmamız, başarmamız lazım… Bu zorlu sınavda Allah yardımcımız olur inşaallah…

                                                        Yan gelip yatacağımıza,
                                     Dik gezip düşünelim, geleceğimiz için bunu yapalım…

2 yorum:

  1. Sanırım Süleyman (a.s.)'ın zamanındaymış. O zamanlarda teknoloji çok ileriymiş. Fakat sonra hepsini gömmüşler. Ben bunu bir kitapta okumadım henüz ama eşimden duymuştum.
    Biz de öyle mi yapsak ne yapsak? :)
    Ama bunun için de büyük bir irade gerekir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu bilgiyi daha yeni sizden duydum kim bilir doğrudur belkide...İrademiz kuvvetli olduktan sonra Allahın izniyle gömmemize bile gerek kalmaz...Selam ve Dua ile...

      Sil