...NE OLACAK BİZİM BU HALİMİZ...

   Namus kelimesinin anlamına uygun hareket etmeyip, başkalarını namussuzlukla itham eden kişiliksiz insanlar gün geçtikçe çoğalıyor. Bazılarımız zannediyor ki: “Ben çok namusluyum, iffetimi koruyorum, dışarı çıkınca dikkatli giyiniyorum.” derler ama bakıldığında söylenenin aksine bir davranış sergileniyor. Aynen öyle sergiliyorlar, sadece hanımlar değil, erkeklerde bu hatanın içine düşebiliyor çoğu zaman; daha güzel olayım, herkes bana baksın derdine düşüyoruz. Namusumuzu korumak kolaydır diye bir şey yok nefsimizi yenmenin kolay olmadığı gibi…
   Her sabah üniversiteye veya işe giderken uzun bir süremizi sabah bakımı yaparken harcıyoruz. Güzel görünmek için veya şık görünmek için değil, kızlar bize baksın benden gözlerini alamasın diye aynaların karşısında vakit geçiriyoruz. Aynı şekilde bayanlarda: “Biraz daha parfüm, şimdi biraz far çekelim. Mis gibi oldum bir içim su gibiyim.” bunları yaparak kurtuluşa nasıl ererler Allah bilir…
   Ya hu abartıya kaçmak, imanımızdan soğumamıza sebep olabilir, bunu bildiğimiz halde sırf beğenilmek için abartıya kaçıyoruz. Dışarıya adımımı attığımız anda artık göz zinası, fikir zinası, kulak zinası ve birçok zinanın başlıca sebebi biz oluyoruz. Başkalarının bize bakmasını istiyorduk ve amacımıza da ulaştık, sonuç; sadece günah işlemiş ve işlettirmiş olduk. Göz zinası diyince zaten belli oluyor, bakışlarımızla karşımızda ki erkek veya bayanı gözetlememiz ve gözetlerken akla gelen fikir zinası yani o kişiyle kurulan boş ve bir o kadarda salakça olan düşünceler…
   Kulak zinasına gelince karşımızda ki kişinin, topuklu ayakkabısının tak tak sesiyle dikkat çekmesi veya sırf dışarıdaki insanlar tahrik olsun diye konuşmasında ki kibarlık bir hayli fazlalaşması bunlarda haliyle kulak zinasına sebep oluyor.
   Kendimize namuslu olma konusunda çok güveniyoruz: “Ben her zaman namusluyum ve öyle de kalacağım.” diyoruz. Gereksiz yere denmiş sözcüklerden ibaret bunlar…
   Kendimize iman yönünden güvenmemiz doğru ama bu kadarda abartmaya gerek yok. Bugün ki düşüncelerimizle, yarın ki düşüncelerimizin aynı olmadığı gibi Allah göstermesin bugün tesettürlü giyiniliyorsa, yarın manken gibide giyilebilir.
   Muhtar ŞAHANOV’un, Medeniyetin Yanılgısı adlı eserinde şu hikâye geçiyor: “Bir köyde uzun etek giyen güzel bir hanıma, birçok erkek evlenme teklif eder ama bayan fakir olmasına rağmen, her ne sebepse teklifleri geri çevirir. İki genç iddiaya girer. Yakışıklı olanı: “Ben bu bayana kendimi kabul ettiririm.” der. Bayana giderek: “Annem sizin namuslu bir kadın olduğunuzu söyledi. Şu tokayı da hediye olarak gönderdi.” der. Bayan sevinerek alır ve annesine selam gönderir. Genç, başka bir zaman, altın bir yüzükle gelir: “Bunu da, ben size hediye etmek istiyorum.” der.
   Bayan: “Olmaz kabul edemem, karşılık olarak bir şey vermem gerekir ama bir şeyimde yok.” der. Genç de: “İlla bir şey vermeniz gerekirse, eteğinizi hafifçe çekip dizden aşağısına bir kerecik bakmam yeter.” der. Bayan da: “Bu kadar göstermekten bir şey olmaz.” diyerek eteğini azıcık sıyırır. Genç, başka bir zaman, altın bir küpe ile gelir. Kız küpeyi görünce sevinir. Uzatılan küpeyi alır. “Karşılık olarak benden ne istiyorsunuz?” der. O da: “Çok şey gerekmez, eteğinizi biraz daha sıyırıp dizden üstünüze baksam yeter.” der. Bu seferde kız fazla tereddüt etmeden dizden üst kısmını gösterir. Genç başka bir seferde güzel bir kolye ile gelir. Bayan uzatılan hediyeyi hemen alır. Genç: “Ücreti sadece bir öpücük.” der. Öpüştükten sonra artık işi iyice ilerletirler. Yakışıklı genç iddiayı kazanır.” Sadece bir iddia nelere sebebiyet oldu. Bizler giyim kuşamımıza dikkat edelim, şık giyinelim. Temsili insan olmaya çalışalım ama birileri bizi beğensin diye değil, sadece temsil etmek için, güzel yol budur.
   Bizlerde bu güzel yolla şereflenmeye çalışırız inşaallah. Bu yola girerken de başkalarına laf atarak değil, kendimize bakarak ilerlemeliyiz: “Bak o öyle giyinmiş, her tarafı belli oluyor.” diyerek değil: “Benim hatam gözlerimin başkalarının bana bakıp bakmamasını dikkatlice izlemek ben bu hatayı yapmamaya çalışayım.” diyerek o yolda ilerlemeye çalışırız.


                                                                          Ne olacak senin bu halin değil,

                                                              Ne olacak benim bu halim demeliyiz… 

6 yorum:

  1. Hüznün Bedeli28 Eylül 2014 23:54

    Sanırım bazı kaoslar var hayatında kardeşim yahut bahsettiğin ortamlara yeni giriyor gibisin... Üniversite zorlu bir sınav elbet ancak bunları bu denli paylaşıyor olmam bu konuda patlak verdiğinin bir göstergesi mi diye düşünüp su-i zan etmek istemiyorum... Mevlam hakkı hakikiyi hayatımıza nasip etsin inşaallah...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne desem bilemedim, lakin Allah yolunda ilerlemeye çalışanlardan olurum, oluruz inşaallah... Çevreyi izledikçe her gün yeni bir durumla ile karşılaşabiliyoruz... Bazı durumlarda nefsimiz bizi körüklese de elhamdülillah girdiğimiz bu yolda yine de ilerlemeye devam ederiz inşaallah...

      Sil
  2. Yazının özü "Başkalarını bırak, kendine bak" olsa da ben yine de toplumsal bir acıdan bahsetmek istiyorum. Giyim kuşama çok dikkat eden biri olmayan ben bile bazen dolabın karşısında dakikalar harcayabiliyorum. Bu eteğin üzerine ne renk olur, eşarp nasıl olacak gibisinden. Düşünüyorum da bu kadar şık giyinen insanlar ne kadar vakit harcıyor bunun için.

    Benim asıl bahsetmek istediğim, yazıyla biraz alakalı olduğunu zannettiğim konu şu: Tesettürlü kardeşlerimizin aşırı güzel görünme çabaları. Biz tesettürü ne için yaparız? Evvela Hz. Allah'ın emri olduğu için. Pek çok hikmetinin yanında, dikkat çekmemek için de tesettürlüyüzdür. O zaman bu giyilenler emre uygun değil, bizim nefsimize uygun şeyler oluyor.

    Birisi yeni örtündüğü zaman; Ay ne güzel oldu. Ne kadar yakıştı diyor, o kişiyi daim etmek istiyoruz belki ama aslında bilinçaltında güzel olmaya mı itiyoruz? Temiz ve doğru düzgün giyinmekle, şeriata uygun olmayan giyinmeyi birbirine karıştırmış durumdayız.

    İnşaallah her işimizi Allah'ın c.c. emri üzere yapmayı benimser ve insanları gözardı ederiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki şu zamanlarda kapanmak moda oldu. Yani gerçekten moda olmuş durumda tesettürlü insan diye bir şey yok artık bazılarının gözünde... Modalı tesettür devri olmuş açıkçası, Allah bilinçlenmemizi nasip eder inşaallah, tabi bizden de öğrenmek için gayret olursa. Ayrıca "sadece kitaplarım" blogunda açıkça izah ediliyor yani...Selam ve Dua ile...

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. Sizlere de hayırlı bayramlar, Rabbim nice hayırlı bayramlar nasip eder inşaallah...Selam ve Dua ile...

      Sil