...KIRIK KALPLER...

Kalp kırmak yerine,
Gül koymak gerek kalbe...
   Şimdi sizden bir şey isteyeceğim. İstediğim sizi biraz şaşırtabilir: “Herhangi bir yakınınızın yanına gidip, bu arkadaşınız, anneniz, babanız, dedeniz veya başka yakınlarınız olabilir. Onların yanına gidip karşısında durduğunuz da elinizi yumruk yapıp tüm gücünüzle o sevdiğiniz, değer verdiğiniz yakınınızın yüzüne veya herhangi bir yerine yumruk atın. Sertçe, acımadan incitin en sevdiğiniz kişiyi…” herhalde bu kısmı okuduktan sonra aklınızdan şu geçiyor olmalı: “Ya bu ne diyor şimdi, söylediğinden bir şey anlamadım neyse bu işin sonunu nereye gidecek merak ettim.” çoğu kişide bu düşünce mevcut an itibariyle…
   Bu dediğimi yapmazsınız değil mi hiç değilse isteyerek yapmazsınız. Aslında gidip sevdiğinize yumruk atmak size çok saçma geldi ama şöyle de bir gerçek var ki; bu söylediğimi hepimiz ister istemez yapıyoruz.
   Nasıl yaptığımızı söylemeden önce şu soruyu sormak istiyorum: “Fiziksel olarak yumruk atmak mı daha çok canımızı acıtır, bizi daha çok incitir, yoksa sözlü olarak yapılmış hakaret, eleştiri veya söylenen herhangi bir kelime mi?” çoğu kişi 2.seçeneğin canımızı daha çok acıtacağını, bizi daha çok inciteceğinde hem fikir olduğumuzu zannediyorum.
   1.seçenekte vücudumuzda oluşan yaralar hiç değilse bir zamandan sonra geçer ama bizi incitecek olan bir söz duyduğumuzda bazen bu yara sarılamayacak kadar büyük ve iyileşemeyecek kadar olanaksız olur.
   Kalp bir kere kırılınca kalbin parçalarını yapıştırmak bir hayli zaman alabilir ama belki de o yaralar hiç yapışmayabilir. Yapışsa bile kırılan camları yapıştırdığımızda o camın önceden kırık olduğunu hep bildiğimiz gibi o kalbinde kırıldığını biliyoruzdur.
   İster istemez en yakınımızı nasıl incittiğimiz ortada aslında. İncitici bir söz,  kalbin inşaatına son vermektir. İnşaatın en altına bomba gibi bir söz söylendiğinde “BUMM” inşaat çöker…
   Kendimden örnek vermek gerekirse: “Dedem namaza gittiğinde, benimde gelmemi isterdi. Benim cevabım kalp kırmak için verilmese de dedemin kalbi kırılabiliyordu. Ben: “Dede biraz işlerim varda sen ikindi namazına tek git nasipse akşam ezanına birlikte gideriz olur mu dedem?” dediğimde dedemin üzülerek verdiği cevap: “Tamam Furkan.”dı.
   Burada önemli olan empati kurmak yani 80 yaşında ki bir insanın ne düşünebileceğine az da olsa kafa yormak gerekir. Fiziksel temas yok ama incinme var üzülme var işte demek istediğimiz tam olarak bu… Çoğu kişi gençliğinde, bende dâhil olmak üzere anne ve babamızın verdiği nasihatlere sert çıkışlar yapıyorduk.
   Güya büyüdüğümüzü düşünerek: “Artık beni çocuk yerine koymayı bırakın büyüdüm ben ya” diyorduk oysaki ailemizin bizim sadece iyiliğimizi düşündüğünü unutarak onlara böyle sert cevaplar veriyorduk. Bakıldığında farkında olmadan yumruktan daha sert bir vuruş yaparak sevdiğimiz insanları incitiyoruz. Bu incitmeleri biraz düşürmek için empati kurmamızın şart olduğunu biraz önce söylemiştik. Tekrar ediyoruz ki bu kural aklımızda yer etsin ve inşaallah yer eder…
   Biz bunları söyledikten sonra veya sizler okuduktan sonra bir daha kimseyi kırmamaya dikkat edeceğim diyorsanız kademe atlamışız demektir. Ama bundan sonra da aynı hataları yapmayacağız anlamına gelmiyor bu dediğimiz çünkü bazı olaylar yaşadığımızda yine ister istemez kalp kıracağız bunu sadece biraz önlemek adına empati kuralını unutmayıp hayatımıza nakşetmeye çalışacağız...

                     İncitici bir söz ile yumruğun arasında ki fark,

                        Soyut ile somutun arasındaki fark gibidir…

8 yorum:

  1. Bir yumruk bir kalp kırıklığından daha az acıtır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazdığınız söz ile yazıyı daha da bir güzel kıldınız, Allah razı olsun...Selam ve Dua ile...

      Sil
  2. Ters bir cevabın dayaktan daha fazla harap ettiğini, çirkin bir sözün kılıçtan daha derin yaralar açtığını ve aksi olarak; yumuşak sözlerin kalplere bir merhemden daha şifalı geldiğini hepimiz biliyoruz. Bu konuda hiçbirimiz câhil değiliz. Ve lâkin pratik özürlüyüz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İSTER İSTEMEZ gerçekten de öyleyiz...Selam ve Dua ile...

      Sil
  3. #Kalp kırmak yerine, Gül koymak gerek Kalbe#
    Nekadar da güzel söylemişsiniz kalp kırmak yerine gül koymak gerek kalplere..
    Ama insanız unutuyoruz işte bazen. Aslında unutmakta değil düşünmüyoruz söylediklerimizin sonu nereye gidiyor karşımızdaki kırılırmı ne düşünür diye hiç konuşmalarımıza dikkat etmiyoruz. Demişsiniz ya "empati kurmak gerek " diye işte malesef okadar kolay değil...
    Her insan yapamaz eğer böyle davranıyorsakta kademe atlamışız demektir.
    Eğer yapamıyorsakta bunun yönteerini bulmamız gerek bu yöntemlerden bazıları ise cevrenizdekilere önem vermek , onlar için fedakarlik yapmak kısaca cevrenizdeki herkese hangi statüde olursa olsun değer vericeksin..
    Sana yapılmasını istemediğini sende başkasına yapmicaksın işte o zaman kalpleri kırmamış oluruz hatta kalbi kırılmışlar varsa da gönüllerini kazanırız..
    Kisaca kalpleri kırmak yerine , onları gül bahçeleri yapmak gerek..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için teşekkürler...Selam ve Dua ile...

      Sil
  4. Gönül Çalab'ın tahtı
    Çalap gönüle baktı
    İki cihan bedbahtı
    Kim gönül yıkar ise...

    Bahsettiğin gibi istemeden de olsa farkında olmadan kırabiliyoruz kalpleri... daha dikkatli olmak empati kurmak gerek haklısın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler...Selam ve Dua ile...

      Sil