...ŞÜKÜR GEREKTİREN NİMETLER...

Ufukta bir güneş,
Belirsin artık!
   Allahu Teâlâ’nın bize verdiği hediyeler vardır. Milyarlar değerinde veya trilyonlar değerinde değil, paha biçilemez değerde ki hediyeler…
   Düşündüğümüz zaman bu hediyelerin bir anda aklımıza gelmesi çoğu kişiye göre olanaksız. Aynı bulmaca sorusu gibi “paha biçilemez hediyeler” o zaman şimdi aklımızı düşünme aşamasına sevk edelim.
   Size şimdi bir teklif bulunacağım, aynı teklifi bana da bir başkası yapmıştı. Güzel bir teklif lakin karşılığında istenilen vermek istemeyeceğimiz bir şey… Teklif şu: “Sizlere 50 trilyon, bir villa, en güzelinden bir de araba ve son olarak size Türkiye’yi yönetme fırsatı veriyorum.” çok uçtuk ama olsun, karşılığında isteyeceklerim yanında bunlar hiçbir şey…
   Karşılığında ise şunları istiyorum: “50 trilyon karşılığında gözlerinizi, villa karşılığında kulaklarınızı, araba karşılığında dilinizi, Türkiye’yi yönetme karşılığında aklınızı” çok güzel teklif bence değerlendirebilirsiniz. Aslında şaşırmış olabilirsiniz, Furkan kafayı sıyırmış diyebilirsiniz. Diğer türlü düşünecek olursak, anlatmak istediğimizi de anlamış olabilirsiniz.
   Teklifi yükseltebilirim ama karşılığında boyutu küçük değeri büyük olanı da isterim. Dünya dolusu para karşılığında sizden kalbinizi istiyorum…
   Bu söylediklerim ayrı olarak verilemez, hepsi bir arada, paket gibi yani, istediklerim kısacası şöyle: “Görmeyeceksiniz, duymayacaksınız, konuşamayacaksınız, düşünemeyeceksiniz ve son olarak yaşamayacaksınız yani canınızı istiyorum...” Para bizim değerlimizdir diyebiliyoruz hataya düşüp, hani para değerliydi. Ne oldu? Olan şu; canımız karşılığında dünya dolusu serveti reddettik.
   Rabbimizin bize verdikleri karşısında düşüncelerimizle, yaptıklarımızla hala yanlış yolda olduğumuzu bilerek ve isteyerek ilerliyoruz…
   Bunu soran kişi 50 trilyon vereceğim dedikten sonra şunu söylemişti: “Bu para karşılığında bana hep dua eder misin? Beni her yerde anlatır mısın? Bunu sadece 50 trilyon karşılığında yapar mısın?” bu sorular karşısında şaşırmıştım.

   Şaşırdığımı görünce asıl manayı anlatmaya başlamıştı: “Allahu Teâlâ bize verdiği paha biçilemez nimetlerin karşılığında biz O’na kulluğumuzu tam yapamıyoruz. O’nu her yerde anlatamıyoruz çünkü bilmiyoruz O’nu öğrenmeye çalışmıyoruz.” asıl mana ufkumu genişletmişti.
   Ufukta bir güneş belirmişti, dünya malını bu kadar çok isterken, Allahın bize verdiği nimetler karşılığında yerimizden kalkmıyoruz…
                   
                                           Mevla’yı anarsan tüm uzuvlarınla,

                                  Onlarda Ahirette seni anar. Sakın unutma!  

4 yorum:

  1. İnsanın bir damlacık sudan, bir avuç topraktan ete kemiğe bürünmesi başlı başına mucize ve nimettir. Ve gözümüzün alabildiğince öyle çok güzelliği Rabbimiz bizlere hizmet için yaratmış ki akıl sınırlarımız almıyor. Bizler ise bırakın ibadeti dille şükürden bile yoksunuz. Allah herkese şükredebilmeyi ve verilen nimetlerin değerini bilmeyi nasip etsin.

    Güzel bir yazı Furkan, Allah razı olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizden de Allah razı olsun...Selam ve Dua ile...

      Sil
  2. Görmeden, duymadan, hissetmeden zaten hiçbir maddi varlığı kullanamaz ve değerlendiremezsin.

    Bize her türlü nimeti veren Hz. Allah'a sonsuz şükürler olsun.

    Size sunulan nimetleri zikredin diyordu bir kitapta okumuştum. Zikretmekte bir şükürdür.
    Sen de bu yazıda bunu vurgulamışsın.

    Ayrıca "Şükredin ki nimetlerimi ziyadeleştireyim" buyuruyor Hz. Allah. Öyleyse O'nun verdikleri için başkalarına bir şeyler vermek zorunda değiliz. Nimetin sahibine şükreder. O da bunları artırır. :)


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olay kısaca budur...Allah razı olsun...

      Sil