...BİLGİ(SEL)...

Her bilgi yeni doğan,
Güneş gibidir...
   Bilgisizliğin uçurumunda gezerken, bir kitap veya bir insan o uçurumdan uzaklaşmamızı sağlayabilir. Bilgili olduğumuzu düşünecek olursak bir yerden sonra kulaktan dolma bilgilere aşina olduğumuzu anlayabiliriz. Bilgi almanın en kolay yolu; kulaktan dolma bilgilerdir…
   O ona söyler, bu buna söyler, ortada bir bilgi dolaşır ama o bilginin doğruluğu kimse tarafından bilinmez daha doğrusu bilinmesine lüzum görülmez. Bizler yeni bir şey öğrenme yolunda değiliz, olan bilgiyle yetinme taraftarıyız.
   Peygamber Efendimiz(s.a.v) buyuruyor ki: “Öğle namazından önce ve sonra 4 rekât namaz kılmaya devam edene Cehennem haram olur.” bu hadis-i şerif Tirmizi’de geçen bir hadistir ve bu hadisi ilk defa okuyan bir kişi: “Camilerde neden son sünneti 2 kılıyoruz o zaman bence bu hadis-i şerif değildir.” denilebiliyor. Bakıldığı zaman akılda şu soru oluşuyor: “Böyle bir hadis-i şerif varsa neden son sünnet 2 rekât kılınıyor?” işte böyle bir soruda kulaktan dolma bilgiyle ilerlersek öyle bir hadis-i şerif yok deyip kenara çekiliriz…
   Öğle namazının son sünnetini 4 rekât kılmak mendup bir iştir yani yapılmasına teşvik edilen ama yapılmadığında bir sakınca olmayan ve de Peygamber Efendimiz(s.a.v)’in bazen yapıp bazen terk ettiği işlerdir. Demem o ki bilgi dağarcığımızı sınırlandırmayalım, birilerinin söylemesiyle bilgilerimizin çoğaldığını zannetmeyelim.
   Öğreneceğimiz daha doğrusu öğrenmek zorunda olduğumuz daha çok bilgi var. Bu bilgi hazinesini bize sağlayan gerek kitaplar var, gerek insanlar var. Önemli olan hangi bilgiyi kimden ve nasıl öğrenebiliriz. Bunun cevabı tamamıyla bizde, eğer ki akıl baliğ olmuşsa yürek Salih olması gerekiyor.
   Yüreğimiz Salih olduğunda, aynı bir mıknatıs gibi Salih olan her kişiyi çekeriz yanımıza, ondan sonra doğru bilgiler, araştırılmış bilgiler öğrenilmeye başlanır. Tabi en başında bilgi seline kendimizi bırakmamız lazım…

                                               Öğrendiğimiz her bilgi,

                                          Bir ağacın meyve vermesi gibidir…         

4 yorum:

  1. Vaktiyle ikindi namazının sünneti ve yatsının ilk sünnetinin bazen terk edilmesini duymuştum. Bu bilgiyi 3-4 sene önce internette paylaştığımda birileri çıkıp kılınması gerektiğini söylediler. Hatta okumuş yazmış insanlardı bunlar. Benim gerekçem sünnet olması. Peygamber efendimizin (s.a.v.) bazen bu namazları terke etmesidir. Onların gerekçesi ise; biz aciz kullarmışız buna ihtiyacımız varmış, terk edemezmişiz. Bazen sünnet olduğu inancıyla bazı şeyleri terk etmek vardır. Haşa! Biz Peygamberden daha mı iyi bileceğiz, desem de inanmadılar. Esasen şu sıralar ben de terk edemediğimi söylemeliyim. Sanki farz gibi kılmadan içimiz rahat etmiyor. Bazı şeyleri terk etmiştir Rasulullah ki farz olmasın.

    Eskiden kulaktan dolma bilgiler vardı. Şimdi netten dolma bilgiler. Bilgi edinmek için kitap okumayı tercih ediyorum. Ehli sünnet vel cemaat kitaplarını araştırıp okumak gerekiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okumak gerekiyor ama sizin dediğiniz terim gibi netten dolma, gerçekten bu sıralar o meşhur, videolar, radyolar çıktı bizlerde okumayı unuttuk...Selam ve Dua ile...

      Sil
  2. Çok güzel bir paylaşım bende severek paylaştım..Sizi takibe aldım selametle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim...Selam ve Dua ile...

      Sil